Okuryazar / Yazılar / Yağma Düzeni yazısını görüntülemektesiniz.

Bu bölümde yer alan yazılar Okuryazar üyelerinin; profillerinde, çeşitli kategorilerde yazdıkları bireysel yazıları, deneme, şiir, öykü, makale, bilimsel araştırma vb. tarzda yazdıkları yazılar ile oluşturulmaktadır.

  • Yazar: Emre Bağce
  • Kategori: Toplum, Siyaset
  • Bu yazı Okuryazar’a 3 saat önce eklendi ve şu anda 0 Yorum bulunmaktadır.
  • Gösterim: 77
6 kişi bu yazıyı beğendi
Beğen
Yağma Düzeni

Yağma Düzeni

Bilgi, görgü, teknoloji, değer, mal, ürün, meyve, sebze, kültür üretmeyen, aksine yağma peşinde koşan toplum eninde sonunda gözünü toprağa diker. Alın teri akıtmadan, emek harcamadan, zerre bir şey üretmeden, hele -Allah korusun!- topluma tırnak ucu kadar bir değer katmadan, herkes nasıl zengin olurum hayali kurar. Bu hâkim zihniyette, insanlar toplumun menfaatine herhangi bir sorumluluk almaktan da itinayla kaçar, saklanır. Menfaat olmayınca toz olur, toprak olur, taş kesilir; sesi, soluğu çıkmaz. Pek çokları üyesi olduğu, güya içinde beraber yaşadığı toplumun diğer üyelerinin alın terini, hayalini, umudunu "nasıl tüketir, istismar ederim; nasıl çalar, çırparım?" hesabı yapar. Hiç utanmadan, sıkılmadan buna cüret eder ve yapar çünkü ortamın buna müsait olduğunu bilir; yaşadığı -sosyo-kültürel, siyasal, ekonomik, tarihsel- adaptasyonun bir sonucu olarak kilometrelerce öteden fırsatları, menfaatleri görür. Çünkü ortak diyebileceğimiz değerlerimiz, ilkelerimiz, kurallarımız, menfaatlerimiz kimsesiz, sahipsizdir. Çünkü kim olursa olsun bunlara sahip çıkması gerekenler de, bu ortak değerleri, ilkeleri, menfaatleri korumakla, geliştirmekle sorumlu olanlar da kendi şahsi menfaatlerinin peşindedir. Tüm ortak değer, ilke ve menfaatlerimiz ortak bir yağma düzeni içinde heba olmakta, günden güne erimektedir. Tıpkı bir vücuttaki kanser hücrelerinin vücudun tüm organlarına saldırdığı gibi. Ülkemizde tüm alanlarda ve tüm meselelerde yaşanan budur. Şaşırmamak gerekiyor. Bu durumlar ve daha fazlası anomik, kuralsız, arsız, soysuz, haysiyetsiz insanların mantar gibi çoğaldığı toplumların alametifarikasıdır. Onun için "bu toplumun yeniden mayalanması gerekir" diye söylemekten dilimizde tüy bitiyor. Hiçbir ayrımız, gayrımız olmadan, "Dürüst, ahlaklı, samimi insanların asgari müştereklerde yani herkesin benimsediği ortak noktalarda, meselelerde bir araya gelmesi gerekir" diyoruz. Pek çoğumuz cılız dahi olsa bir ışık gördüklerimize seslenmekten, bir umut gördüklerimize sarılmaktan, "belki dürüsttür", "belki namusludur", "belki samimidir", "belki toplumu ve ülkesi için kaygılıdır" dediklerimizin peşinde koşmaktan bitkin düşüyoruz. Halimiz aynı, çöl ortasında küçük bebeği İsmail'e bir damla su bulmak için Safa-Merve arasında çaresizce koşturup duran Hacer'e ve ateşler içinde kalan İbrahim'e benziyoruz. Yapacak bir şey yok. Herkes, kelimenin tam anlamıyla herkes; Çocuk, genç, yaşlı, kadın, erkek, alevi, Sünni, deist, ateist, Budist, Zerdüşt, panteist, animist, Türk, Kürt, İngiliz, Fransız, Hindu, zayıf, güçlü, haklı, haksız, dürüst, sahtekâr, riyakâr, iyi, kötü… herkes. Bu dünyada şöyle veya böyle bir süre var olacak, sonra toprağa karışıp gidecek. Gönül ister ki ne dünyada ne de toplumumuzda hiçbir haksızlık, adaletsizlik olmasın. Yetim hakkı korunsun. Kimse kimsenin hakkına; beytülmal bildiğimiz kamu malına el uzatmasın. Herkes kurallara, ilkelere, değerlere uysun. Kimse kimsenin canına, malına, namusuna göz dikmesin. Gönül isterdi ki, insanlar arasında dayanışma, kardeşlik olsun. Sevgi, saygı, nezaket, ortak anlayış olsun… Toplumda huzur, güven, refah hâkim olsun. Cahit Sıtkı Tarancı'nın dediği gibi, Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun; Kuşların, çiçeklerin diyarı olsun. Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun; Kardeş kavgasına bir nihayet olsun. Ne zengin-fakir, ne sen-ben farkı olsun; Kış günü herkesin evi barkı olsun. Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun; Olursa bir şikâyet ölümden olsun. Olmadı, olmuyor diye pes edip bırakacak değiliz. Doğru gördüğümüzü, hak bildiğimizi söylemekten geri duracak değiliz. Yapacak bir şey yok. Dünya böyle, insanlık böyle, toplumumuz böyle. Biz de böyleyiz. Herkes bu dünya penceresinden şöyle veya böyle bakacak, sonra bir daha dönmemek üzere gidecek. Bizim yaşadıklarımızı, hissettiklerimizi; henüz hayatta olmayan, tanımadığımız, bilmediğimiz nice başka insanlar da yaşayacak, hissedecek, dünyanın farklı diyarlarında bir umut diye sağa sola koşturup duracak. Kimi başaramayacak, kimi başaracak. Yapacak bir şey yok. Hakikat bu.
Beğen, Paylaş ve Yorum Yap
Diğer sosyal mecralarda da paylaşmayı sakın unutma :)
...
Emre Bağce imzasında diyor ki;

Hayata umutla bak.

Emre Bağce'nin Profili Emre Bağce'nin Tüm Yazıları

Bu Yazının Yorumları

Son Eklenenler
Son Yorumlar

Emre Bağce- 2 hafta önce

Keyifle, biraz da hüzünle okudum; tebrik ederim Bur... Bayramdan Geriye Kalanlar

Neslihan- 2 hafta önce

Çok güzel bir yazı. Kaleminize sağlık. Bayramdan Geriye Kalanlar

Emre Bağce- 2 hafta önce

Çok haklısınız Mustafa Bey, maalesef siyasi partile... Memleketi Toparlamak
Daha Fazlasını Gör