Okuryazar / Yazılar / Bayramdan Geriye Kalanlar yazısını görüntülemektesiniz.

Bu bölümde yer alan yazılar Okuryazar üyelerinin; profillerinde, çeşitli kategorilerde yazdıkları bireysel yazıları, deneme, şiir, öykü, makale, bilimsel araştırma vb. tarzda yazdıkları yazılar ile oluşturulmaktadır.

1 kişi bu yazıyı beğendi
Beğen
Bayramdan Geriye Kalanlar

Bayramdan Geriye Kalanlar

Hasan amca. Babamın çocukluk arkadaşlarından, mahallemizin asırlık fırıncısı. Halen daha üstün yetenekleri olduğu kanaatindeyim, düşünceleri okuyup siz daha sormadan cevabını alırsınız. Fırını bütün orta sınıflara özgü bir yerdir. Ön tarafı sokağa bakan, arka tarafı kahveye çıkan zemini biraz aşınmış ama her zaman temiz bir yerdir. Koltuk ve iskemlelerin yıllanmış görüntüsü pek hazindir. Fırının ekmek pişirilmeye ayrılan yerinin alt kısmında mermerden tabla, bir masa ve masanın üstünde altın tellerle süslü beyaz porselen bir çanak görünür. Fırının duvarının bir kısmı, sıcağa çok maruz kaldığından boyanmış tahta kaplıdır. Duvarın geri kalan tarafı vernikle kâğıt yapıştırılmış, mahallenin tüm hadiseleri sanki bu kâğıda sahnelenmiştir. Fırının yanından geçerken kapıyı hafiften aralamış, öylece oturuyordu. Doğallığını kaybetmemesi için kabalık etmeyi göze alarak fotoğrafını çekiyordum ki, kapısı usulca aralandı. Hiçbir şey söylemeden bakmaya başladı. Ne yapmaya çalıştığımı anlamak için yapılan bir bakış gibiydi. Fotoğrafını çekip çekemeyeceğimi sorduğumda ise Fark etmez dedi… Bu genellikle evet anlamına gelir. Evet demeye zorlanırız bazılarımız. Yandan ortadan kıvırırız. Çok istekli mi görünmek istemeyiz ya da kendimize mi güvenmeyiz? Oysaki en iyisi doğrudan konuşmaktır. Hasan amca ise aslında onun kapısının önünden geçen birinin kendisine laf atmasını bekleyecek kadar yalnız olduğunu hissettiğimden herhalde, hemen kapı önü sohbetine koyulduk. Hatta fırının içine de girip kendisini biraz fotoğrafını çekip kendisini özel hissetmesini istedim. Bana kalırsa zaten özel biri. Sanki yeni tanışıyormuşuz gibi bir açılış yaptı. Karısını 7 sene önce kanserden kaybetmiş. 3 çocuğu da evliymiş arada onu görmeye geliyorlarmış. - Eskiden burada kocaman bir aileydik sonra karımı kaybettim, çocuklar evlendiler, işte böyle tek başıma kaldım. Ölenle ölünmüyor. - Günlerin nasıl geçiyor peki? - Camiye gidiyorum, yürüyüş yapıyorum ama nefesim yetmiyor. Sigarayı 10 yıl önce bıraktım yine de azcık yürüsem tıkanıyorum. Sütçü var şu yanda, ondan süt alıp yoğurt mayalıyorum. Tam yoğurttan bahsederken hışımla içeri gidiyor. Meğer ocakta sütü varmış altını kısıyor. O sırada girişteki portmantoda bir kadın eşarbı fark ediyorum. - Hasan amca bu eşarp kimin, biri eşarbını burada unutmuş olabilir mi? Suratında kırık bir hüzün belirtisi ile cevaplıyor: - Benim hanımın bunlar. Eşarbı, paltosu hatta bak ayakkabıları da burada. Öldüğü günden beri evde duruyordu. Artık eve gitmeyi düşünmüyorum. Burada yatıp kalksam daha iyi olacak. Tam boğazım düğümlenecekken Hasan Amca’nın telefonu çalıyor. Ben seni daha tutmayayım Hasan Amca deyip uzaklaşıyorum. Arkamdan yine gel diye sesleniyor…
Beğen, Paylaş ve Yorum Yap
Diğer sosyal mecralarda da paylaşmayı sakın unutma :)
...

Bu Yazının Yorumları

  • Neslihan
    Neslihan Çok güzel bir yazı. Kaleminize sağlık.
Son Eklenenler
Son Yorumlar

Neslihan- 28 dakika önce

Çok güzel bir yazı. Kaleminize sağlık. Bayramdan Geriye Kalanlar

Emre Bağce- 2 gün önce

Çok haklısınız Mustafa Bey, maalesef siyasi partile... Memleketi Toparlamak

Mustafa Atagün- 5 gün önce

Belirtilen dört ilkeye karşı çıkmak mümkün değildir... Memleketi Toparlamak
Daha Fazlasını Gör