Okuryazar / Yazılar / Memleketi Toparlamak yazısını görüntülemektesiniz.

Bu bölümde yer alan yazılar Okuryazar üyelerinin; profillerinde, çeşitli kategorilerde yazdıkları bireysel yazıları, deneme, şiir, öykü, makale, bilimsel araştırma vb. tarzda yazdıkları yazılar ile oluşturulmaktadır.

  • Yazar: Emre Bağce
  • Kategori: Toplum, Yaşam
  • Bu yazı Okuryazar’a 2 saat önce eklendi ve şu anda 2 Yorum bulunmaktadır.
  • Gösterim: 131
4 kişi bu yazıyı beğendi
Beğen
Memleketi Toparlamak

Memleketi Toparlamak

Bu ülke daha iyi bir hayatı hak ediyor. Türkiye uzun zamandır kısır tartışmaların içinde günlerini ve yıllarını tüketiyor. Gündemler değişiyor, tartışmalar değişiyor, siyaset değişiyor; fakat insanların hayatındaki temel sorunlar değişmiyor. Güven azalıyor. Gelecek kaygısı büyüyor. Gençler umutlarını başka ülkelerde arıyor. Aileler yorgun. Çalışanlar tükenmiş. Ülkemizde insanlar artık yalnızca bugünü kurtarmaya çalışıyor. Oysa bir toplum sadece ekonomik krizle zayıflamaz. Bir toplum asıl umudunu kaybettiğinde zayıflar. Bugün Türkiye’de milyonlarca insanın zihninde aynı soru dolaşıyor: Böyle mi devam edecek?

Böyle yaşamak zorunda değiliz

Bir toplum sadece ekonomik krizle çökmez. Toplumlar güven kaybıyla çöker. İnsanlar birbirine güvenmediğinde, kurumlar adil işlemediğinde, liyakat ortadan kalktığında, devlet ile toplum arasındaki bağ zayıflar. Bugün Türkiye’de yaşanan sorun sadece bir ekonomi sorunu değil. Bu aynı zamanda kurumsal ve ahlaki bir kriz. İnsanlar çalışıyor ama karşılığını alamadığını düşünüyor. Gençler okuyor ama geleceğini göremiyor. Aileler çocuklarının yarınından kaygı duyuyor. Toplumun farklı kesimlerinde benzer bir duygu giderek yayılıyor: Yorgunluk. Ve belki daha önemlisi: güvensizlik.

Sorun insanlar değil, işleyiş

Türkiye’nin sorunu insanları değil, işleyişteki tıkanmadır. Bu ülkenin insanı çalışkandır. Fedakârdır. Dayanışmayı bilir. Zor zamanlarda birbirine sahip çıkmasını bilir. Sorun daha çok siyasetin ve kurumların işleyişinde ortaya çıkan tıkanmadır. Uzun zamandır siyaset, toplumun ortak geleceğini inşa etmek yerine, ayrışma ve kutuplaşmalar üzerinden yürüyen bir rekabete sıkışmış durumda. Tartışmalar büyüyor, gerilimler artıyor, fakat insanların hayatını gerçekten iyileştirecek meseleler çoğu zaman arka planda kalıyor. Bu durum yalnızca bir partinin ya da bir kesimin meselesi değil. Bu, bütün toplumu etkileyen bir işleyiş sorunu.

Yeni bir kavga değil, yeni bir anlayış

Türkiye’nin yeni kavgalara, yeni kutuplaşmalara ihtiyacı yok. Türkiye’nin ihtiyacı olan şey daha düzgün işleyen bir düzen kurabilmektir. Bu düzen birkaç basit ilkeye dayanmalıdır: Devlet şatafatın değil, adaletin temsilcisi olmalıdır. Kurumlar kişilere göre değil, kurallara göre işlemelidir. Liyakat istisna değil, kural olmalıdır. Barınma, eğitim ve sağlık temel hak olarak görülmelidir. Hiç kimse geçim derdi çekmemelidir. Hiç kimse torpille yükselmemeli, hiç kimse hakkı yenerek geride bırakılmamalıdır. Devletin itibarı gösterişte değil, güvenilirlikte olur. Toplumun gücü ise birbirine güvenen insanlardan doğar.

İnsan onuru merkeze alınmalıdır

Bir ülkenin gerçek gücü sarayları, yolları ya da binaları değildir. Bir ülkenin gerçek gücü insanıdır; insanının yüksek niteliğidir. İyi yetişmiş öğretmenler, huzurlu çalışan hekimler, mühendisler, üreten çiftçiler, özgür düşünebilen gençler, adil kurumlar… Gerçek kalkınma bunların üzerine kurulur. Bir toplumda insanlar kendilerini değersiz hissediyorsa, emeğinin karşılığını alamadığını düşünüyorsa, geleceğe güvenle bakamıyorsa, o toplumda hiçbir ekonomik başarı kalıcı olamaz.

Birlikte düşünmek zorundayız

Bugün Türkiye’nin ihtiyacı olan şey yeni bir gerilim değil, yeni bir anlayış, yeni bir zihniyet, yeni bir düşünme biçimidir. Birbirimizi dinleyebilmek. Farklı düşüncelere rağmen ortak bir hayat inşa edebilmek. Birbirimizi düşman değil, aynı ülkenin saygın insanları olarak görebilmek. Çünkü hiçbir toplum sürekli gerilim içinde sağlıklı bir gelecek kuramaz. Toplumlar ancak güven duygusu güçlendiğinde gelişir.

Bu bir davet

Bu yazı bir parti çağrısı değil. Bu bir vicdan çağrısı. Öğretmenlere, sağlık çalışanlarına, çiftçilere, işçilere, gençlere, emeklilere, akademisyenlere, esnafa… Bu ülkenin geleceğini dert edinen herkese bir çağrı. Türkiye daha iyi yönetilebilir. Daha adil bir düzen kurulabilir. Daha huzurlu bir toplum mümkündür. Ama bunun için önce birlikte düşünmemiz gerekir.

İlk adım

Bu yazı nihai bir metin değil. Bir başlangıç. Eksiktir. Tartışmaya açıktır. Türkiye’nin dört bir yanından insanların katkılarıyla olgunlaşmalıdır. Belki de bu çağrı, uzun zamandır birbirinden kopmuş insanların yeniden konuşmasına vesile olur.

Son söz

Hiç kimse kendini bu meselelerin dışında görmemelidir. Güvensizliğin, saygısızlığın ve adaletsizliğin egemen olduğu bir yerde hiç kimse gerçekten huzurlu yaşayamaz. Bu yüzden mesele yalnızca siyaset meselesi değil. Bu mesele, nasıl bir ülkede yaşamak istediğimiz meselesidir. Daha huzurlu bir hayat, daha güvenli bir toplum, daha insanca bir düzen mümkündür. Ama hiçbir toplum kendiliğinden değişmez. Toplumlar, insanlar değişmesini istediğinde değişir. Bazen gerçekten tek bir söz, tek bir duruş, tek bir oy bir ülkenin yönünü değiştirebilir.
Beğen, Paylaş ve Yorum Yap
Diğer sosyal mecralarda da paylaşmayı sakın unutma :)
...
Emre Bağce imzasında diyor ki;

Hayata umutla bak.

Emre Bağce'nin Profili Emre Bağce'nin Tüm Yazıları

Bu Yazının Yorumları

  • Mirze Mirzelioglu
    Mirze Mirzelioglu Bu ülkede 1000 tane bilgili, görgülü, adaletli, liyakatlı ve namuslu adam yok mu?
Son Eklenenler
Son Yorumlar

Mirze Mirzelioglu- 1 saat önce

Var ise neden biraraya gelemiyorlar ? Memleketi Toparlamak

Mirze Mirzelioglu- 1 saat önce

Bu ülkede 1000 tane bilgili, görgülü, adaletli, liy... Memleketi Toparlamak

Neslihan- 2 gün önce

Eline, kalemine sağlık. Bojack gerçekten bir felaket mi...
Daha Fazlasını Gör