Okuryazar / Yazılar / Gözlem perileri 2 yazısını görüntülemektesiniz.

Bu bölümde yer alan yazılar Okuryazar üyelerinin; profillerinde, çeşitli kategorilerde yazdıkları bireysel yazıları, deneme, şiir, öykü, makale, bilimsel araştırma vb. tarzda yazdıkları yazılar ile oluşturulmaktadır.

  • Yazar: Murat karaduman
  • Kategori: Kitap, Edebiyat
  • Bu yazı Okuryazar’a 6 saat önce eklendi ve şu anda 0 Yorum bulunmaktadır.
  • Gösterim: 10
0 kişi bu yazıyı beğendi
Beğen
Gözlem perileri 2

Gözlem perileri 2

Karin ona baktı. ​Bu, her zamanki o okuyan bakışlardan değildi. Karin adamın zihnine giremedi. Hiçbir şey olmamış gibi görünen o anda, adamın gözlerine bakarken kendi içinin ağırlaştığını hissetti. Sanki bir şey yerinden oynamış, küçük bir taş kaymış ve Karin'in iç dünyasında sessiz bir heyelanı tetiklemişti. Aralarında sadece ahşap bir tezgâh vardı ama Karin o an şunu anladı: Bazı mesafeler metrelerle ölçülemezdi. ​Normalde tam da bu noktada Karin, müşterinin anısını kadehe dökmek için hemen harekete geçerdi. Ancak o gece duraksadı. Elini tezgâha koydu. ​Sonra shaker’ı eline aldı. ​Hazırladığı içki, bu kez bir başkasının geçmişi değildi. Hareketleri yavaş ve titrek bir hal almıştı. Raflardan indirdiği her şişe, yıllardır kimseye sunmadığı, hatta kendisinin bile yüzleşmekten korktuğu kendi anılarını damıtıyordu bardağa. Çünkü bazı duygular kalabalığın içinde taşınamazdı; onları ancak biraz yalnızlık, biraz mesafe ve biraz da zaman taşıyabilirdi. Karin de kendi geçmişini bunca zaman o şişelerin ardına saklamıştı. Şimdi ise ilk defa zırhını çıkarıyor, kendi ruhunu bir bardağın içine dolduruyordu; sessizce "Beni gör," der gibi. ​Bardağı adamın önüne bıraktı. Camın tezgâha değdiği o an hiçbir ses çıkmadı. ​Adam bardağa bakmadı bile; doğrudan Karin’in gözlerinin içine baktı. O saniyelerde bağırmak da mümkündü, susmak da. Fakat insan çoğu zaman ikisinin o arafında kalırdı. Karin de öyle yaptı. Arkasını döndü ve içinde kopan fırtınayı dışarıya yalnızca ağır bir sessizlik olarak sızdırarak oradan uzaklaştı; adeta çırılçıplak kalmış gibiydi. ​Adam bardağı eline aldı ama içmedi. ​Sadece parmaklarını camın soğuk yüzeyinde gezdirdi. Karin'in ona sunduğu o geçmişi, o kabuk bağlamamış yarayı yudumlamayı reddetti. Bardağı yavaşça tezgâha geri bıraktı. ​Ağır hareketlerle ceketinin iç cebine uzandı. Küçük, sert bir karton parçası çıkardı: Bir fotoğraf. ​Fotoğrafı yüzüstü, Karin'in o dokunulmamış anısının hemen yanına bıraktı ve usulca ayağa kalktı. İçeri girdiği andaki gibi düzgün ve emin adımlarla kapıya yöneldi. Kapı açılıp kapandığında, içeride yalnızca kadehte eriyen buzların cılız sesi kalmıştı. ​İnsanın kalbi bazen çok gürültülü kırılır ama dışarıdan bakıldığında bu sadece sessiz bir akşam gibi görünür. O an, o barın atmosferi tam olarak böyleydi. Dünya, hiçbir şey olmamışçasına dönmeye devam ediyordu. ​Ama ben gerçeği biliyordum... ​Karin, omuzları düşmüş bir halde yavaşça dönüp o içilmeyen bardağa ve yanındaki ters fotoğrafa bakarken, ben her şeyin farkındaydım. Bugün, takvimdeki sıradan bir tarih değildi artık. Bir şeylerin onarılamaz biçimde kırılıp değiştiği bir gündü. Ve o büyük değişim, o bardağın içinde kimseye anlatılmadan yaşanıp bitmişti.
Beğen, Paylaş ve Yorum Yap
Diğer sosyal mecralarda da paylaşmayı sakın unutma :)
...

Bu Yazının Yorumları

Son Eklenenler
Son Yorumlar

Mustafa Atagün- 3 hafta önce

Yapacak çok şey vardır. İnsanlık bunu gönlümüzün is... Yağma Düzeni

Emre Bağce- 1 ay önce

Teşekkür ederim abı. Var olun. Dilimiz döndüğünce,... Yağma Düzeni

Kadir TEPE- 1 ay önce

Değerli Hocam, yapacak şeyin ne olduğunu çok güzel... Yağma Düzeni
Daha Fazlasını Gör