Okuryazar / Yazılar / Zirve Tiyatroları yazısını görüntülemektesiniz.

Bu bölümde yer alan yazılar Okuryazar üyelerinin; profillerinde, çeşitli kategorilerde yazdıkları bireysel yazıları, deneme, şiir, öykü, makale, bilimsel araştırma vb. tarzda yazdıkları yazılar ile oluşturulmaktadır.

  • Yazar: Elif Demir
  • Kategori: Toplum, Deneme
  • Bu yazı Okuryazar’a 1 saat önce eklendi ve şu anda 0 Yorum bulunmaktadır.
  • Gösterim: 4
1 kişi bu yazıyı beğendi
Beğen
Zirve Tiyatroları

Zirve Tiyatroları

Dünya, biz daha ilk adımlarımızı atmaya başladığımız andan itibaren kulağımıza aynı nakaratı fısıldar ''Daha iyi ol, daha çok kazan, daha yükseğe tırman '' Modern toplumda başarı kapı önündeki arabaların markaları veya sosyal medya profillerindeki gösterişli unvanlarla ölçülür hale geldi. Oysa günün sonunda perdeleri kapatıp aynaya baktığımızda gördüğümüz o yorgun yüz, bize kazandığımız paradan daha çok şey fısıldar. Sahi ruhun aç kaldığı bir sofrada karnın doyması ne anlam ifade eder? Başarıyı sadece maddi birikim veya toplumsal bir yer olarak kodladığımızda, farkında olmadan kendimizi sonu gelmeyen bir yarışma içine hapseden görünmez zincirler örüyoruz. Bu yarışın bitiş çizgisi yok. Ulaşılan her hedef bir sonrakine başlangıç haline geliyor .Bir terfi alıyoruz sevinci beş dakika sürmüyor, bir sınavı kazanıyoruz rahatlaması bir gün sürmüyor. Çünkü dış dünyadan gelen onay üzerine kurulu bir başarı tanımı, doğası gereği doyumsuzdur. İnsan başkalarının alkışlarına bağımlı hale geldiğinde kendi iç sesinin neye ihtiyacı olduğunu duyamaz. Hayat, bazen hırsla yukarı tırmandığımız ama zirveye vardığımızda manzaranın kupkuru bir çölden ibaret olduğunu fark ettiğimiz o dik yamaçlı dağlara benzer. Bizler sırtımızda ''Daha Fazlası'' yazan taşlarla o zirveye ulaşmaya çalışırken , yol kenarında açan çiçeklerin kokusuna , rüzgarın tenimizde bıraktığı serinliğe ve kuşları şarkısına veda ediyoruz. Oysa tırmandığımız o dağın görkemi içimizdeki boşluğu doldurmaya yetmiyor. Sadece başkalarına kanıtladığımız yukarda olma hissini sevdiğimizi anlıyoruz. Modern başarı tanımı, bizi bir sonsuzluğun peşinden koşturturken , ruhumuzun sessiz bahçelerini gürültülü bir şantiye alanına çeviriyor. Kendimizi ise o şantiyenin hiç dinlenmeyen işçilerine dönüştürüyor. Bence mutluluk başkasının yazdığı bir senaryoda başrolü oynamak değil, kendi hikayenin sessiz ve huzurlu bir izleyicisi olma cesaretidir. Sonuç olarak modern başarıyı mutluluğun önüne koyduğumuz zaman parıldayan lakin içi boş kupalarla kalırız Unutmamak gerekir ki; '' Huzurla içilen bir fincan kahvenin tadı hiçbir altın madalyanın soğuk metalinde bulunmaz.''
Beğen, Paylaş ve Yorum Yap
Diğer sosyal mecralarda da paylaşmayı sakın unutma :)
...
Elif Demir imzasında diyor ki;

Elif Demir'ın Profili Elif Demir'ın Tüm Yazıları

Bu Yazının Yorumları

Son Yorumlar

Neslihan- 2 hafta önce

"Kendime bir hayat kurmuştum. Sonra o hayatın içine... Hayat Ağacı Kütüphanesi

Murat karaduman- 2 hafta önce

Okuyan ve beğenen arkadaşlara teşekkür ederim. Eleş... Hayat Ağacı Kütüphanesi

Derya Varcin- 1 ay önce

Teşekkür ederim mutluluk hepimiz için olsun tüm güz... Gel Benimle
Daha Fazlasını Gör