Okuryazar / Yazılar / Spikeri Savunmak... yazısını görüntülemektesiniz.

Bu bölümde yer alan yazılar Okuryazar üyelerinin; profillerinde, çeşitli kategorilerde yazdıkları bireysel yazıları, deneme, şiir, öykü, makale, bilimsel araştırma vb. tarzda yazdıkları yazılar ile oluşturulmaktadır.

  • Yazar: anil eren
  • Kategori: Toplum, Yaşam
  • Bu yazı Okuryazar’a 1 ay önce eklendi ve şu anda 0 Yorum bulunmaktadır.
  • Gösterim: 191
3 kişi bu yazıyı beğendi
Beğen
Spikeri Savunmak...

Spikeri Savunmak...

Yazı teorik bir zemine oturma ya da yazım kurallarına uyma çabası güdülerek kaleme alınmadı. Kendiliğinden bir yazı. Yazım hataları bana ait eksikliklerdir ve işlemek istemedim. Birden ortaya" fame fatal" bir imge olarak ya da kötü, cadı algısını pekiştirecek bir kadın imgesi yaratılıyor. Tüm erkekler özellikle dindar erkekler masum. Kötü kadın onları yoldan çıkardı. Kadın bedeni yine günahın, düşüşün, kaosun taşıyıcısı olarak kurgulanıyor. Ve erkeklik arzularının sorumluluğunu alamayan ama kandırılmış bir varlık. Beden bir bütün olarak ruhla varoluyor sanırım. Bedenin anlamını, sorumluluğunu alabilmeliyiz. Ama var olmak, büyümek, statü atlamak için bedeni kullanabileceği bilgisi kadına ait bir suç olmaktan çok ilkel bir erkeklik algısının semptomu olabilir mi? Peki bu semptom kadına mı ait yoksa erkekliğin bir yaratımı mı? Yaşamı güç, çıkar, statü, sürekli büyümek üzerinde kurgulanan bir erkeklikte, bu sistematik içinde var olan kadın bedenini kullanıyor" diye suçlanabilir mi? Erkeklik sürekli ahlaki bütünlüğü koruyan olarak imgeleşirken, kadın sürekli bir tehdidi simgeliyor. Femme fatale / cadı imgesi, Havva anlatısıyla, fitne söylemiyle aynı damardan beslenen erkekliği koruyan bir günah keçisi haline alıyor. Çok ilkel bir erkeklik algısının semptomu olabilir mi? Sanırım sadece "ilkel" değil. Büyümeyi reddeden, sorumluluk almayan, özneleşememiş bir erkekliğin semptomu. Özne olamamış ama her varlığı kendi nesnesi gören bir erkekliğin. Olgun bir özne şunu diyebilir: "Arzum bana ait. Düşüşüm bana ait. Bedenim bana ait." İlkel özne ise şunu der: "Ben masumum. Beni yoldan çıkaran bir kadın var." Bu yüzden burada suçlanan şey tek başına kadın değil; kadının özne, var olabilme ihtimali. Mesela bir spiker hanımın bedeni, yaşamı, görünür olmak için seçtiği yöntemleri ve sonunda bir suç çetesi gibi ya da daha çok politik bir temizlenme süreci için yapıldığı söylenen bir yargı sürecinin baş aktörü gibi sunuluyor, Benim anladığım ise kullanılan bir figür. Fakat alaycı ve seksüel aşağılamalarla kadın küçümseniyor fakat erkek "işlenmemiş ergen fantezilerinin", "sorumluluğunu almadığı arzuların" kurbanı. Kadını tamamen susturmuyor, kirleterek görünür kılıyor... Kadının bedeni tartışma nesnesi olurken; erkeğin arzusu doğal bir refleks gibi sunuluyor. Sanki kadın "ahlaki" bir beden, erkek ise biyolojik bir beden. Kullanılan, zaafları olan olarak kurgulanıyor. Yargı süreci diye ifade edilen sürecin sunumu ise kitlesel bir fantezinin, kadın figürü üzerinden yaşanması sağlanıyor sanki. Bu asimetrinin kendisi zaten rahatsız edici olan şey. Diğer yandan bu kadar çoraklaştığı, hiçbir değer var edemediği gibi tarihsel değerleri aşındıran bir süreçte hala dindar erkekliğin "sorgulanmadan, yüzleşmeden", "din kadına gerçek değeri veriyor" algısı için gerçekle bağını koparmış bir hezeyana dönüşüyor. Çünkü bu cümle baştan bir hiyerarşi kuruyor. "Değer vermek" ne demek? Kadın ancak: "doğru" görünürse, "doğru" yaşarsa, "fazla" görünmezse, ama aynı zamanda dinsel ya da kültürel erkekliğin nesnesi oldukça Kendi başına anlam taşıyan bir özne değil, Erkeğin / ideolojinin / dinin verdiği ölçüde kıymetli. Bu bir çelişki ama bilinçli bir çelişki. Çünkü kadının varlığı kontrol altında tutulmak isteniyor, tamamen yok edilmek değil. Kadın anlamını bizatihi var olarak, yaşamdan olan kaplayarak "özne" halindedir. Bir erkek, bir çocuk, bir başka canlılık gibi. Ama erkeklik onu anlamını, adını kendi yüklediği, koyduğu bir eşyaya, nesneye eviriyor. Ve bu yüzden: Spiker "figür" oluyor, Olay "ahlak dersi" oluyor, Erkekler ise hikâyenin dışında ama merkezinde kalıyor. Evet bu linçlere ve ahlaki yargılayıcılığa katılmıyor. Sürecin politik ve rıza üretimi için kadın varoluşunu araçsallaştırdığını ve kullandığını düşünüyorum. Ve belki de bu hoyratça süreç bir yaşamın sonlanışına tanık olabileceğimiz bir yıkıma götürecek bizi.
Beğen, Paylaş ve Yorum Yap
Diğer sosyal mecralarda da paylaşmayı sakın unutma :)
...
anil eren imzasında diyor ki;

anil eren'ın Profili anil eren'ın Tüm Yazıları

Bu Yazının Yorumları

Son Eklenenler
Son Yorumlar

-boran-- 13 saat önce

Güzel bakan güzel görür derler..güzellik getiişsini... Aymina

-boran-- 13 saat önce

Çok teşekkür ederim, eyvallah dedik o vakit :) Aymina

Vaveylaa- 13 saat önce

Kelimelerimin gücü yetmiyor anlatmaya... Öyle güçlü... Aymina
Daha Fazlasını Gör