Serzeniş Seanları
Rüzgârın fısıltısı
eski bir şarkı gibi
Penceremin önünde durup soluklanıyor.
Tozlu raflardaki kitaplar
Yarım kalmış bir hikâye
Sanki her biri
senin adını sayıklıyor...
Gül'üm
Gecem
Günüm...
Duy işte susmuyor usum,
Her şeye seni yazıyor.
Açmayan begonvillerim
Uçmayan hayallerim
İçmeyen serseri hâllerim
"Sen" diye haykırıyor sessizce...
Şimdi bir boşluk var
Senden kalan o derin sızı
Takvim yapraklarında
asılı duran kör bir düğüm...
Zamanın kucağında uyuyan dilsiz bir çocuk gibi,
Sustukça büyüyor içimde,
Sen/deki o son gördüğüm...
Umutsuzluğun sisi,
Unut diye çırpınırken gözlerinden,
Yanağımdan akıp gitmeye yeminli gibi...
Susuyorsun hâlâ...
Peki şimdi susman mı evlâ konuşman mı daha yara..?
Hangi kelime onarabilir bu dilsiz uçurumu..?
Dudaklarının kıyısında
bekleyen o fırtına
Dindirebilir mi içimdeki
bu yetim hasreti..?
Belki de en ağır cevaptır
sükûtun rengi
Ne gidişin belli artık
ne de kalışının çok sesli sessizliği...
Diyorum ki şimdi
Sen yine de
Gitme(Sen),
Sakın gitme(Sen)...
Hatta
Hep kal(san)
Sen hep hoşça kal(san)...
...Serzenişseanlarıtavanlabakışmayaes...
Beğen, Paylaş ve Yorum Yap
Diğer sosyal mecralarda da paylaşmayı sakın unutma :)
...
Bu Yazının Yorumları
-
-boran- Asıl yara, gidiş değil. Ne olduğunun adının konmaması. Suskunluk uzadıkça, insan bir ihtimalde yaşar; kal mı denmiştir, yoksa çoktan veda mı edilmiştir, bilemez. Bu yüzden sükût, bazen en ağır ve en büyük cevaptır.
-
Venüs Yara işte oysa merhem olmak vardı...
Son Eklenenler
Son Yorumlar
Emre Bağce- 1 hafta önce
Keyifle, biraz da hüzünle okudum; tebrik ederim Bur... Bayramdan Geriye Kalanlar
Neslihan- 1 hafta önce
Çok güzel bir yazı. Kaleminize sağlık. Bayramdan Geriye Kalanlar
Emre Bağce- 2 hafta önce
Çok haklısınız Mustafa Bey, maalesef siyasi partile... Memleketi Toparlamak