Okuryazar / Yazılar / Parıltının Gölgesinde Mütevazılık yazısını görüntülemektesiniz.

Bu bölümde yer alan yazılar Okuryazar üyelerinin; profillerinde, çeşitli kategorilerde yazdıkları bireysel yazıları, deneme, şiir, öykü, makale, bilimsel araştırma vb. tarzda yazdıkları yazılar ile oluşturulmaktadır.

  • Yazar: MUSTAFA KALFA
  • Kategori: Toplum, Deneme
  • Bu yazı Okuryazar’a 4 ay önce eklendi ve şu anda 0 Yorum bulunmaktadır.
  • Gösterim: 385
3 kişi bu yazıyı beğendi
Beğen
Parıltının Gölgesinde Mütevazılık

Parıltının Gölgesinde Mütevazılık

Mütevazılık artık neredeyse bir erdem değil, bir istisna gibi görülüyor. Özellikle sanatçıların, yazarların, göz önünde olan insanların tavırlarına bakınca bunu daha net fark ediyorum. Başarı kazandıkça ya da biraz dikkat çekince, sanki kendi küçük evrenlerinde birer tanrıya dönüşüyorlar. Oysa sanatın, edebiyatın, müziğin özü tam tersine, insana dokunmak değil mi? Ne ironiktir ki en derin hikâyeleri anlatanların, sahnede en duygusal şarkıları söyleyenlerin bir kısmı, gerçek hayatta burnu havada . Samimiyetle soruyorum: Ne değişiyor? Birkaç alkış, birkaç imza, biraz fazla takipçi… Gerçekten bunlar insanı başkalarından üstün mü kılar? Bence asıl mesele şu: İnsan, alkışların arkasına saklandıkça kendi kırılganlığını unutuyor. Oysa mütevazılık, insanın hem kendini hem de başkasını unutmamasıdır. Yolda seni durdurup “Sizi çok seviyorum” diyen birini küçümseyerek geçmek, aslında kendi üretimini küçümsemektir. Çünkü o üretim, tam da o insanın yüreğine dokunduğu için değerliydi. Belki de şunu unutmamak gerek: Büyük sanatçılar, büyük yazarlar her zaman mütevazı olanlardır. Nazım Hikmet’in, Sabahattin Ali’nin, Cemal Süreya’nın hayatlarına bak; büyüklükleri eserlerinde, kibirlerinde değil. Bugün hâlâ okunuyorlar, çünkü içtenlikleri eserlerinin her satırına sinmişti. Şunu düşünüyorum: Kibir, aslında görünmez bir duvar örüyor. Sanatçı ile insan arasına, yazar ile okur arasına… Oysa mütevazılık o duvarı yıkar. İnsanı insan yapan da tam olarak bu değil mi? Bir kahvede otururken yanında sıradan biriyle aynı samimiyetle çay içebilmek… İnsanlığını unutmamak… Sanırım bana en dokunan şey şu: Sanatın özü paylaşmaktır. Eğer paylaşmayı unutuyorsan, sahne ne kadar büyük olursa olsun aslında yalnız kalıyorsun.
Beğen, Paylaş ve Yorum Yap
Diğer sosyal mecralarda da paylaşmayı sakın unutma :)
...

Bu Yazının Yorumları

Son Eklenenler
Son Yorumlar

Neslihan- 2 hafta önce

Çok güzel bir yazı. Elinize, emeğinize sağlık. Nesin Vakfı Edebiyat Yıllıkları...

Cafer Muhammed KARAMAN- 3 hafta önce

Emre Bağce- 3 hafta önce

Değerlendirmeniz çok kıymetli Mustafa Bey. Toplumun... Her Şey Proje Olmak Zorunda mı,...
Daha Fazlasını Gör