- Yazar: Emre Bağce
- Kategori: Toplum, Ekonomi
- Bu yazı Okuryazar’a 16 saat önce eklendi ve şu anda 1 Yorum bulunmaktadır.
- Gösterim: 85

Neden Yabancıya Ucuz, Türk'e Pahalı? Dış Ticaret Açığının Vatandaşa Bedeli
Bu soruyu eminim çok kişi soruyordur: "Neden Yabancıya Ucuz, Türk'e Pahalı?" Bulduğu cevaplar varsa da ya tatmin olmuyordur ya da canı sıkılıyordur. Meseleyi anlamasa bile mutlaka "ters giden bir şeyler var" diyordur.
Ülkemizde üretilen bir ürünün yurtdışında çok daha ucuza satılması veya Türkiye'deki bir otelde Türk vatandaşı yüksek fiyata kalırken, yabancıların çok daha ucuz fiyata kalmasına vatandaşımız şaşırıyor, içerliyor, içine sinmiyor.
Vatandaş haksız değil. Peki neden böyle? 👇
Bunun cevabını iktisatçıların, dış ticaretle meşgul olanların ve en başta da yöneticilerin şimdiye kadar dürüstçe, samimiyetle topluma açıklaması gerekirdi. Fakat kimsenin toplumu tam ve doğru bilgilendirme diye bir derdi olmayınca (Allah korusun, o zaman insanlar olup bitenlerin farkına varır ve kurulu çarkın kendi aleyhlerine işlediğini görür, herkesin menfaatine bir düzen kurulabileceğini hayal eder, bunu bir de dile getirir, talep eder. "Allah muhafaza!" değil mi!), kurulu düzen böyle sürüp gidiyor. (Açıklayanlar elbette vardır. Fakat yeterince duyamıyoruz veya anlamıyoruz, o da başka bir mesele).
Başta belirteyim, ben iktisatçı değilim. Fakat bu meseleyi veya mekanizmayı anladığım kadarıyla tane tane anlatmaya çalışacağım. Yanlışım, eksiğim olursa, işin erbabı meseleyi teknik ayrıntılara boğmadan, bana veya başkasına ayar vermeye kalkmadan, işi gargaraya getirmeden dürüstçe açarsa toplum olarak hepimiz istifade ederiz. Katkıda bulunanlara şimdiden teşekkür ederiz:-)
Şimdi gelelim işin esasına. Cidden bu bahsettiğimiz şey benim de hiç hoşuma gitmiyor. Zaten bir parça haysiyeti olan kimin hoşuna gidebilir ki?
Mesela sen-ben burada 200-300 liraya (5-6 Euro diyelim) bir meyveyi alamazken, o meyvenin Türkiye'de üretilen ve çok daha kalitelisini, yurtdışında belki yarı fiyatına, belki yarı fiyatından da düşük bir fiyata yabancılar alabiliyor.
Üzücü, moral bozucu ve aşağılayıcı bir durum. "Bu durumdan memnunum" diyen yoksa, devam edelim.
"Neden böyle oluyor?"
Bunun cevabı ülke ve toplumların güçlerinde, ilişkilerinde, paralarının değerinde yatıyor.
Türk lirası Türkiye'de geçiyor, fakat dış ticarette bir değişim aracı, yani para değeri görmüyor. Yani başka bir ülke ile dış ticaret yaptığınızda, DOLAR, AVRO veya ALTIN gibi bir değişim aracıyla iş görmek zorundasınız. Neden mi? Paranız kağıt olarak para fakat bir karşılığı yoktur. Enflasyon dediğimiz şey de zaten bu meseleyle beraber ilerliyor. Hükümetler işlerini finanse etmek için, ellerinde Merkez Bankası ve Darphane olduğu için kağıt basıyor ve adına para diyor. Yönetimler, karşılığı olmayan para bastıkça, bir yerleri veya bir şeyleri finanse ettikçe, enflasyon dediğimiz şey de artarak sürüyor. (Enflasyonun tek sebebi elbette karşılıksız para arzı değildir, bunu çocuk olsa bilir).
Bir an için düşünsenize, dışarıdan bir sürü araç, mal, mülk, teknolojik aygıt, şu bu almışsınız. Karşılığında da TL banknot basmışsınız tomar tomar ve onunla ödeme yapmak istiyorsunuz. Karşıdaki kişi siz olsanız bunu kabul eder misiniz?
Ya da hangi koşullarda kabul edersiniz?
Bir tek koşulda yaparsınız bunu. O paranın sizde bir karşılığı, değeri varsa, verdiğiniz mallar, araçlar, aygıtlar, hammaddeler, ürünler, hizmetler karşılığında aldığınız o para ile kendi ülkenizde ve başka ülkelerde aynı veya başka ürünler, maddeler, almaya devam edebiliyorsanız. Yani bir karşılığının olması gerekir o kağıdın. Yoksa, karşılığı olmazsa onu bir değişim aracı olarak kullanır mısınız? Elbette hayır. Öyle olsa, karşınızdaki size sürekli matbaada kağıt basıp karşılığında mal, ürün, hizmet almaya devam eder. Makul mu? Böyle bir şey olabilir mi?
Yok, değil mi?
Bu da bizim neden kendi toplumumuza pahalıya satarken, yabancıya, yok pahasına denebilecek derecede ucuza ürün, mal, hammadde, hizmet verdiğimizi açıklıyor. Hatta dağımızı, taşımızı ormanlarımızı neredeyse neden talan edecek derecede madenciliğe açıp istismar ettiğimizi de açıklıyor. (Gerçek veya farazi, ülke içi ve dışında kaynak ve zenginlik transferi gibi sebepleri saymıyorum, ya da başka toplumların işine gelecek şekilde toplumun yoksullaşıp, dizlerinin üstüne çökmesini. Bunlar çok ayrı bahisler.)
Çünkü dış ticarette açık veriyoruz. Yani borçluyuz. Onun için de zaten yüksek oranlarda, hatta DOLAR ve AVRO cinsinde de, çok daha yüksek oranlarda faizle borçlanıyoruz. Bu borç ve faiz yükünü taşıyabilmek ve dış ticareti ağır aksak da olsa sürdürebilmek için DOLAR'ın yüzde biri olan CENT'e bile kurşun atıyoruz. O bir CENT için vermeyeceğimiz hiçbir şeyimiz yoktur.
Nasıl olursa olsun, dışarıdan gelecek bir CENT'i yurt içindeki yüzlerce, binlerce, belki milyonlarca liradan değerli görüyoruz.
Bu yüzden, burada ürettiklerimizi ucuz, pahalı demeden yurtdışına vermeye çalışıyoruz. Bu aynı zamanda yetersiz üretimle birlikte içerideki talebi karşılamama gibi büyük bir sorunu beraberinde getiriyor.
Dışarıya çok ve ucuza ürün vererek, CENT, DOLAR, AVRO almaya çalışıyorsun, mevcut dış ticaret oyununu sürdürebilmek için. Fakat bunun için bütün bir toplum olarak sürekli ağır bir bedel ödüyorsun. DOLAR gelmesi için vatandaşlık satıyorsun. Kalitesiz, niteliksiz besleniyorsun. Pahalıya besleniyorsun. Pahalıya yaşıyorsun. Alım gücün düşüyor, fiyatlar artıyor. Talep artıyor, arz iç talebi karşılamıyor, tekrar tekrar fiyatlar artıyor.
İktisatçı olmayan biri olarak şimdilik biraz da uzatarak ancak bu kadar anlatabilirim.
Siz, bu oyunun neden ve nasıl oynandığını biraz kavradıysanız daha ayrıntılı olarak sebep ve sonuçlarını düşünün. Mesela, neden başka ülke vatandaşı sizin ülkenize vizesiz gelebilirken, siz onun ülkesine neden vizeli olarak bile gidemiyorsunuz? Yani vize almakta neden zorlanıyorsunuz veya reddediliyorsunuz? Bu sizin paranız kadar, vatandaş olarak da değerinizi gösterir.
Bu örnekleri siz artırın, bir sürü örnek düşünün.
Asıl sorulması gereken soru ise şu: Bu bozuk düzenden kurtulmanın imkânı, yolu var mı, yok mu?
Kesinlikle var. Hem de çok kolay. Fakat toplum veya dürüst, ahlaklı dediğimiz insanlar bu meseleyi kavrayıp, sonra çözüm üretme aşamasına geçmedikçe, bu girdaptan çıkılmayacağını da bilmek gerekiyor...
Yineliyorum. Çözüm var hem de çok kolay.
Onu da ayrıca konuşalım.
Sevgilerimle...
Beğen, Paylaş ve Yorum Yap
Diğer sosyal mecralarda da paylaşmayı sakın unutma :)
...
Emre Bağce imzasında diyor ki;
Hayata umutla bak.
Emre Bağce'nin Profili Emre Bağce'nin Tüm YazılarıBu Yazının Yorumları
- Zeliha İktisatçı larda tane tane anlatsınlar da görelim onlar fazla detaya giriyorlar ve bu çok sıkıcı yeterince güzel anlattınız Emre Bey.
Son Eklenenler
Son Yorumlar
Zeliha- 4 saat önce
İktisatçı larda tane tane anlatsınlar da görelim on... Neden Yabancıya Ucuz, Türk'e Pa...
Zeliha- 4 gün önce
Sorunu büyütmenin faydası kimseye olmaz aksine çözü... Tercihiniz Hangisi? Çözüm Üretm...
Zeliha- 6 gün önce
@emrebagce Rica ederim bu yazıyı bizlerle paylaştığ... Kanadı Kırık Bir Gençle Sohbet...