- Yazar: HÜSEYİN ÇAĞLAYAN
- Kategori: Toplum, Yaşam
- Bu yazı Okuryazar’a 2 saat önce eklendi ve şu anda 0 Yorum bulunmaktadır.
- Gösterim: 6
EMEKLİYE ZAM PEK YAKINDA...
EMEKLİYE ZAM PEK YAKINDA...
SSK ve Bağ-Kur emeklileri, geçen yılın son altı aylık enflasyonuna bağlı olarak yüzde 12,19 oranında artış aldılar.
Temmuz ayından itibaren en düşük emekli maaşı 16 bin 881 TL düzeyinde bulunuyordu. Bu miktar, farklı bir düzenleme yapılmaması durumunda en düşük emekli maaşı 18 bin 938 TL'ye yükselecekti.
Ancak, bazı kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede (KHK) Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 7. maddesi uyarınca 16 bin 881 lira olan en düşük emekli aylığı 20 bin liraya yükseltildi.
Memur ve memur emeklileri ise, toplu sözleşmeden gelen pay ve enflasyon farkı ile birlikte toplamda yüzde 18,60 oranında bir fark aldılar. En düşük emekli memur aylığı ise 27 bin 888 TL oldu.
Bu tablo, bugüne kadar olan kısmı gösteriyor.
Bir de olması gerekenler vardı; Açlık sınırının ocak ayında 31 bin 224 lira olarak hesaplanmış olmasına karşın ödenecek bu aylıkların ve aylıklara yapılan artışların bu sınırın altında kalması bu kesimleri tatmin etmedi. Beklenti, hiç değilse bu sınırın üzerine çıkılmasıydı.
Beklenen olmadı. Rakamlar arttı ama yaşam şartları hâlâ zor, geçinmeye yetmiyor.
Emekli, en son yapılan zammı doğal olarak beğenmedi.
Ama umutsuz da değil hani…
Bir ışık da yok değil!
Zira yıllardır duyduğu o tanıdık cümle yine ortalıkta dolaşıyor:
“Biraz sabır.”
(Ne kadar biraz olduğu ise hâlâ belirsiz.)
Sabır deyince insanın aklına Nasreddin Hoca gelir.
Fıkra bu ya…
Bir gün Nasreddin Hoca, bir tanıdığından borç para ister.
Adam Hoca’yı sever, güvenir; borcu vermesine verir ama yine de merak eder:
“Hocam,” der, “bu parayı ne zaman geri alırım?”
Nasreddin Hoca hiç düşünmeden cevap verir:
“Evimin önünden geçen şu yolu görüyor musun?”
“Görüyorum,” der adam.
“İşte o yolun kenarına diken diktim. Üç, bilemedin beş aya boylanır. Sonra köyün çobanıyla konuşacağım; o beni kırmaz, koyun sürülerini oradan geçirmesini isteyeceğim.”
Adam hâlâ bir şey anlamamıştır.
Hoca devam eder:
“Koyunların yünleri dikenlere takılacak. Sabah akşam geçerken ben de o yünleri toplayacağım.”
Adam dayanamaz:
“Hocam, iyi güzel de… bunun benim verdiğim borçla ne ilgisi var?”
Hoca gülümser:
“Topladığım yünleri hanım eğirecek, ip yapacak. O iplerden çorap öreceğiz. Çorapları pazarda satacağım.
İşte o zaman senin paranı öderim.”
Hesap kusursuzdur.
Zincir tamamdır.
Ama hepsi yarınlara bağlıdır.
Emeklinin kulağına bu hikâye hiç yabancı gelmez.
O da bugün geçinmesi gereken maaşı; yarın çıkacak kaynaklara, öbür gün satılacak ürünlere, bir sonraki ay yapılacak düzenlemelere bağlayan hesapları çok iyi bilir.
Aslında emekli çok bir şey istemiyor. Tek isteği; yıllarca çalışıp emekli olunca geri almak üzere ödediği primi — bir nevi borç olarak verdiğini — hakkıyla geri alabilmektir.
Ha, eğer emekli bu hikâyenin sonunu bekleyecek sabrı gösteremiyor,
“Yok arkadaş, ben bu kadar bekleyemem” diyorsa…
Merak etmesin.
Gabar’dan çıkan gaz satılır satılmaz, zam da gelir.
Az sabır...
https://x.com/hseynalayan1
Beğen, Paylaş ve Yorum Yap
Diğer sosyal mecralarda da paylaşmayı sakın unutma :)
...
Bu Yazının Yorumları
Son Eklenenler
Son Yorumlar
Venüs- 2 saat önce
Sensin güzel 😇🤍 Yarısında Yolun (yol artığı)
Vaveylaa- 3 saat önce
Yaw arkadaş ne vakit şiir dolsa ruhum hep mi denk g... Yarısında Yolun (yol artığı)
Beyhudenin Kalemi- 1 gün önce