- Yazar: Murat karaduman
- Kategori: Kitap
- Bu yazı Okuryazar’a 1 saat önce eklendi ve şu anda 0 Yorum bulunmaktadır.
- Gösterim: 6
Çarışma perileri 2
O… bendim.
“ hikâyenin kahramanı, kaçmayı bırakmaya karar verdiği gün her şeyini kaybedecek.”
Sayfayı usulca kapattım. Bir süre hiçbir şey yapmadan, sadece boşluğa bakarak oturdum. İnsan bazen gerçekten korktuğunu anlamak için birkaç saniyelik bir es'e ihtiyaç duyar. Ben o birkaç saniyenin içinde çok ağır bir gerçeği fark ettim: Bu kitap geleceği anlatmıyordu. Bu kitap beni tanıyordu. Ve işin en kötü yanı, henüz okumadığım, benimle yüzleşmeyi bekleyen sayfalar vardı.
Kitabı titreyen parmaklarla tekrar açtım. Bu sefer acele etmedim. Sanki içindeki her bir kelime beni izliyormuş, tepkimi ölçüyormuş gibi hissettim. İnsan bazen bir şeyi okumaz, sadece ona hazır olup olmadığını tartar. Ben hiç hazır değildim ama yine de o satırlara daldım.
“O, değişmek istemediğini sanıyordu. Aslında korktuğu şey… değişirse kendini tanıyamayacak olmasıydı.”
İçimde bir şey hafifçe kıpırdadı. Bu his bir korku değildi; bu çok tanıdık, eski bir sızıydı. Uzun zamandır görmezden geldiğim ama hiçbir zaman içimde gerçekten kaybolmayan o eksik parça. Sayfayı çevirmedim. Bir süre sadece o cümlenin ağırlığında kaldım. Çünkü ilk defa şunu fark ediyordum: Bu kitap bana yeni bir şey yapmıyordu, sadece bende zaten var olan o derin çatlağı gösteriyordu.
O gün hiçbir şey değişmedi aslında. Gökyüzü aynıydı, etrafımdaki insanlar aynıydı; hayat bildiğim, o tanıdık ritminde akmaya devam etti. Ama içimde çok küçük, gizli bir şey yer değiştirdi. Gözle görülmeyen ama asla geri döndürülemeyecek olan içsel bir kayma gibiydi bu.
Ertesi gün kitabı tekrar açtığımda bu kez çok daha sakindim.
“Azim… bazen ilerlemek değildir. Bazen durmadan devam etmektir. Ve o… bunun farkında bile değildi.”
İlk defa yüzümde acı ama kabullenen bir tebessüm belirdi. Çünkü bu cümle bana ait değildi ama aynı zamanda benden başka hiç kimseye de ait olamazdı.
O günden sonra kitapla aramızda görünmez, garip bir ilişki başladı. Ben onu okumuyordum, o beni tamamlıyordu. Her gün sadece birkaç sayfa... Ne fazla ne eksik. Kendimi zorlamadan, satırlardan kaçmadan, yavaş yavaş.
Ve ilginç olan şu oldu: Hayatım hiç değişmedi ama ben aynı hayatın içinde farklı yürümeye başladım. Daha az acele ettim, kendimden daha az kaçtım ve en önemlisi, olduğum yerde daha çok kalabildim. Çünkü ilk defa şunu anlamıştım: İnsan öyle bir anda, aniden değişmez. Sadece bir gün… artık aynı kalmamaya karar verir. Ve o karar, yeryüzündeki en sessiz devrim olur.
Beğen, Paylaş ve Yorum Yap
Diğer sosyal mecralarda da paylaşmayı sakın unutma :)
...
Bu Yazının Yorumları
Son Eklenenler
Son Yorumlar
Mesut Koç- 1 hafta önce
Eğitim, deneyim, liyakat gideli çok oldu. Dönmeleri... 21 Mayıs 2026
Zeliha- 1 hafta önce
Gürültülü panayırını bırakıp sakin bir ağaç gölgesi... Her Şeyin Anlık Olduğu Bir Yerd...
Mustafa Atagün- 1 ay önce
Yapacak çok şey vardır. İnsanlık bunu gönlümüzün is... Yağma Düzeni