Okuryazar / Kitaplar / Sürdürülebilir Gelecek İçin İklim Perspektifleri isimli kitabı görüntülemektesiniz.
Sürdürülebilir Gelecek İçin İklim Perspektifleri

Sürdürülebilir Gelecek İçin İklim Perspektifleri

0 kişi beğendi
0 kişi okudu
0 kişi inceledi ve yorumladı
0 kişi alıntıladı ve paylaştı
Hakkında

Sürdürülebilir Gelecek İçin İklim Perspektifleri

Sürdürülebilir Gelecek İçin İklim Perspektifleri - Editörler: Berkan Güngör, Ömer Küçük Pdf E-kitap Oku / İndir

Berkan Güngör ve Ömer Küçük'ün editörlüğünü yaptığı Sürdürülebilir Gelecek İçin İklim Perspektifleri kitabı Okuryazar'ın dijital kitaplığında. Pdf e-kitap olarak okuyabilir, dilerseniz indirebilirsiniz.


Sürdürülebilir Gelecek İçin İklim Perspektifleri Hakkında

Kitap, iklim değişikliğinin farklı boyutlarını ele alıyor; küresel bir kriz olan iklim değişikliğine karşı teorik ve pratik çözümler sunmayı amaçlıyor. Bu amaçla toplumsal hareketlerden teknolojik yeniliklere, çevresel ve ekonomik etkilerden sanatsal yaklaşımlara kadar geniş bir perspektifle hazırlanmıştır. Eserde yer alan bölümler, iklim krizine dair analizler yapıyor. Toplumsal hareketler ve sosyal değişim çerçevesinde, yeni dalga iklim aktivizminin yükselişi ve feminist perspektiften iklim adaleti teorileri ele alınıyor. Teknolojik çözümler kapsamında, yapay zekâ destekli geri dönüşüm sistemleri ve karbonsuz yaşam için biyomimikri ve ahşap tasarım gibi yenilikçi yaklaşımlar tartışılıyor. Ekonomik ve sosyal etkiler, iklim değişikliğinin toplumsal yapılar üzerindeki etkileri ve krizle birlikte ortaya çıkan girişimcilik fırsatları üzerinden inceleniyor. Ayrıca, eser, çevresel tarih ve estetik gibi konularda, ekolojik sanat ve iklim estetiği gibi yaratıcı çözümleri gündeme getirmektedir. Doğal afetler ve çevresel etkiler bölümlerinde ise iklim değişikliğinin sel, taşkın ve bitki koruma yöntemleri üzerindeki etkileri işleniyor. Yönetişim ve politika perspektifi, çok düzeyli kentsel yönetişim ağları ve çevresel performans ile kurumsal kalite ilişkileri üzerinden değerlendiriliyor. Disiplinler arası bir bakış açısıyla kaleme alınan bu kitap, farklı alanlardan akademisyenlerin katkılarıyla hazırlanmıştır. İklim değişikliği ile mücadelede bireysel ve toplumsal farkındalık yaratmayı hedefliyor. Okuyuculara küresel sorunlara çözümler sunmayı hedefliyor.

Sürdürülebilir gelecek üzerine iklim perspektifleri sunan kitap araştırmacılar, karar alıcılar, öğrenciler ve konuya ilgi duyan herkes için bir kaynak. İklim kriziyle mücadelede bilgi birikimini artırmayı ve daha sürdürülebilir bir geleceğe katkı sağlamayı amaçlıyor. Çalışma, insanlık için ortak bir gelecek inşa etme bilincine katkıda bulunmayı amaçlıyor.

**

Küresel ölçekte etkileri yaşanan iklim değişikliği, çevre problemi olmanın ötesinde, sosyal, ekonomik ve kültürel yaşamın her alanını etkileyen bir krizdir. Bu sebeple, iklim kriziyle mücadelede farklı disiplinlerin bir araya gelerek ve ortak çözümler üretmesi günümüz dünyasında elzem olmuştur. Bu eser, bu bilinçle hazırlanmış ve farklı bilimsel perspektiflerden iklim krizine dair kapsamlı bir bakış açısı sunmayı amaçlamaktadır.

Bu kitap, çeşitli üniversitelerde görev yapmakta olan akademisyenlerin birikimlerini ve küresel düzeydeki meselelere çözüm arayışlarını bir araya getiren kolektif bir çabanın ürünüdür. İklim değişikliğinin sebep olduğu zorluklara odaklanan bölümler, teknolojik yeniliklerden toplumsal hareketlere, sanata dair yaklaşımlardan yönetimsel politikalara kadar geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. Her biri kendi alanında değerli çalışmalar sunan bu bölümler, okuyuculara iklim değişikliği ile ilgili hem teorik hem de uygulamalı bilgiler sunmayı hedeflemektedir.

Bu eserin hazırlanmasında emeği geçen tüm yazarlara ve özellikle bu projenin hayata geçmesini destekleyen Kastamonu Üniversitesi yönetimine teşekkürlerimizi sunarız. Ayrıca, bilimsel katkıları ve özverili çalışmalarıyla bu eserin değerini artıran tüm araştırmacılarımıza şükranlarımızı iletiyoruz. Kitabın, iklim değişikliği konusunda bilinç oluşturma ve çözüm üretme çabalarına katkı sağlamasını temenni ediyoruz.

Bu kitabın, araştırmacılar, öğrenciler, karar alıcılar ve konuya ilgi duyan tüm okuyucular için önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz. İklim krizine karşı birlikte mücadele etme bilinciyle, daha sürdürülebilir bir geleceğe doğru atılan her adıma katkı sağlamasını diliyoruz.

-Önsöz-


Sürdürülebilir Gelecek İçin İklim Perspektifleri - İçindekiler

Kitap içindeki 14 yazıya dair ayrıntılı bilgiler aşağıda yer alıyor.


İklim Krizi ve Yeni Dalga İklim Aktivizminin Yükselişi: Toplumsal Hareketler ve Sosyal Değişim

Berkan Güngör, Tevfik Erdem

Bu çalışma, iklim krizinin küresel etkileri ile bu krize karşı gelişen yeni toplumsal hareketleri ve yeni dalga iklim aktivizmini ele almaktadır. İklim krizi, yalnızca çevresel değil, aynı zamanda sosyal ve sağlık alanında da derin etkiler yaratmakta; şehir merkezlerinde artan sıcaklıklar ve uygun olmayan iklim koşulları nedeniyle her yıl milyonlarca insan hayatını kaybetmektedir. Bu durum, iklim krizini yalnızca bir çevre sorunu değil, aynı zamanda bir halk sağlığı ve sosyal adalet meselesi haline getirmektedir. Fridays for Future, Extinction Rebellion ve Sunrise Movement gibi yeni dalga hareketler, iklim krizine karşı küresel bir farkındalık oluşturmayı ve sosyal değişim sağlamayı amaçlamaktadır. Çalışmada, bu hareketlerin çıkış nedenleri, stratejileri ve toplumsal etkileri analiz edilmiş; iklim krizine yönelik mücadelede daha geniş bir katılım sağlamak için siyasi ve ekonomik yapılarla olan ilişkileri değerlendirilmiştir. Aynı zamanda, yeni dalga iklim aktivizmine yönelik bazı noktalar eleştirel bir bakış açısı ile tahlil edilmiş ve geleceğe yönelik tavsiyelerde bulunulmuştur.


"Çevre Tarihi" Perspektifinden "İklim Değişikliği"

İbrahim Yenigün

Günümüzü olduğu kadar geleceğimizi de oldukça yakından ve derinden ilgilendiren küresel sorunlar arasında kuşkusuz çevre sorunları önde gelmektedir. Gezegenimizin varoluşuyla eş zamanlı başlayan çevre sorunları, insanla birlikte artmış, yüzyılımızda ise en tehlikeli seviyelere ulaşmıştır. Tek düşünen canlı olma yeteneğine sahip insanoğlunun, gelinen durumun baş aktörü olması ise oldukça düşündürücüdür. Çünkü insan, aynı zamanda bu donanımı sayesinde geçmişinden ders çıkarabilecek ve geleceğine yön verebilecek yeteneğe sahiptir. Bu gereksinimden hareketle farklı disiplinlerin bir araya gelerek ve insanlık tarihine çevreci perspektiften yaklaşarak çözümler üretmeye çalıştıkları yeni bir uzmanlık alanı olan “Çevre Tarihi” doğmuştur. Bu heyecan verici ve etkili yeni yaklaşım, tarihteki örnek uygulamaları bizlere sunarak ilham kaynağı olmakta, alınacak önemli dersleri ise hem günümüz hem de yarınlarımız için gözler önüne sermektedir. Dolayısıyla hem bireysel hem de toplumsal çevre duyarlılığının oluşumunda büyük etkiye sahip Çevre Tarihi uzmanlık alanından, insanlığın küresel problemi olan iklim değişikliği için de faydalanmak yerinde bir yaklaşımdır. Zira varlığıyla ve dolaylı sonuçlarıyla tehdit boyutunu her geçen gün arttıran iklim değişikliği sorunu, tüm canlı yaşamının sonunu getirebilecek potansiyeldedir. Tüm bu gerekçelerden hareketle bölümde; iklim değişikliği krizi, çevre tarihi açısından ele alınmış ve özellikle toplumsal çevre duyarlılığına katkı sağlaması amaçlanmıştır.


Feminist Perspektiften İklim Adaleti Teorilerine Bir Bakış

Didem Çelik

İklim değişikliği her ne kadar bilimsel ve teknik temelli bir sorun olarak görülse de sosyal, çevresel, ekonomik ve hatta siyasi olarak çok boyutlu bir meseledir. Toplumsal cinsiyet eşitliği de bu boyutlar arasında değerlendirilmesi gereken bir olgudur. Çünkü iklim krizinden her kesim aynı şekilde etkilenmez ve bu durum bir adaletsizlik yaratmaktadır. Kadınların dezavantaj gruplarındaki konumu düşünüldüğünde iklim değişikliğinden erkeklere göre daha fazla etkilendiği genel kabul görmüş bir yargıdır. Bu çalışmanın amacı da kadınların dezavantajlı konumları nedeniyle iklim değişikliğinden ne derecede etkilendiğini incelemek, iklim adaleti perspektifinden değerlendirmek ve cinsiyet eşitliği temelli yaklaşımlar geliştirilmesine katkı sağlamaktır. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı çalışmada uluslararası ve ulusal literatür incelenmiş, konuyla ilgili kurum ve kuruluşların raporları değerlendirilerek doküman analizi tekniği uygulanmıştır. Toplumsal cinsiyet temelli çalışmaların sayıca az olması ve iklim adaletinin feminist bir bakış açısıyla geliştirilmesinin gerekliliği çalışmanın önemini oluşturmaktadır.


İklim Değişikliğinin Sosyal ve Ekonomik Yapı Üzerine Etkilerinin Genel Değerlendirmesi

Mustafa Hakkı Aydoğdu

İklim değişikliği, yalnızca çevresel bir kriz olmaktan öte, sosyal ve ekonomik yapılar üzerinde de derinlemesine etkiler yaratmaktadır. Artan sıcaklıklar, düzensiz yağış rejimleri, kuraklıklar ve deniz seviyesindeki yükselmeler, tarımsal üretimi, gıda güvenliğini ve su kaynaklarını tehdit ederken, bu durum kırsal kesimden göçlere, iş kayıplarına ve ekonomik dengesizliklere yol açmaktadır. Özellikle kırılgan topluluklar, iklim değişikliğinin olumsuz etkileriyle daha fazla karşı karşıya kalmakta ve yoksulluk, eşitsizlik gibi sosyal sorunlar derinleşmektedir. İklim değişikliğinin etkileri küresel ölçekte hissedilse de, her bölgenin kendi sosyo-ekonomik yapısına göre farklı sonuçlar doğurması kaçınılmazdır. Bu bağlamda, iklim değişikliğinin sosyal ve ekonomik yapı üzerindeki etkilerini anlamak, gelecekte sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda alınacak önlemler için kritik öneme sahiptir. Bu çalışmada konuyla ilgili olan tarafların, kurumların ve araştırmacıların yapmış oldukları çalışmalar, öngörüler ile raporlarından faydalanılmış ve seçilen başlıklarda genel çerçeve verilmiştir. Hem küresel hem de yerel ölçekte daha fazla işbirliği ve yatırım, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini azaltmada kritik bir rol oynayacaktır. Tüm taraflar için iklim değişikliğiyle mücadele bir tercih değil, zorunluluktur.


Küresel İklim Krizi İle Birlikte Gelen Girişimcilik Fırsatları

Kazım Yasin Özbey

İklimsel sorunlar gün geçtikçe daha da önemli olmaya başlamıştır. Çevremiz iklim değişikliği ile zarar gördükçe insanlar bu durumun olumsuz etkilerini daha fazla hissetmeye başlamıştır. Hatta bu olumsuz etkiler insanların yaşamlarını tehlikeye atmaya başladığı bile söylenebilir. Bu durum karşında devletler ve bireyler tehlikeyi fark etmeye başlamış ve önlem almak için ciddi adımlar atmaya başlanmıştır. Bu önlemleri almak adına durumdan rahatsız olan unsurlardan birisi de girişimcilerdir. Girişimciler, tehlikenin farkında olan ve bu tehlikeye dur diyebilecek fikirleri üretebilen bireylerdir. Çevresel sorunlara odaklı fikirlere sahip olan girişimciler, pozitif yönde değişimi gerçekleştirebilecek potansiyele sahip oldukları bilinmektedir. Girişimciler çevresel bozulmayı bir tehdit olarak görürler ve bunu önlemek için adım atmaktan geri durmazlar. Ayrıca bu durumu bir fırsat olarak da görürler. Bu bakış açısı ile çevreye katkı sağlayabilecekleri gibi ekonomik açıdan yüksek kazançlar da elde edebilecekleri yenilikçi iş fikirleri üretebilirler. Bu çerçeveden bakıldığında iklim krizi, girişimcileri daha sürdürülebilir bir çevre için farklı yollar arayışı içerisine sürüklediği görülmektedir. Bu bağlamda günümüzde iklim krizi ile mücadeleyi girişimcilik yönünden ele almayı hedeflediğimiz bu bölümde amacımız çevresel sorunlara odaklanan girişimcilikle ilgili genel tanımları açıklamak, günümüzün örnek girişim fikirlerini inceleyerek gelecekteki girişimcilere ışık tutmak ve girişimciler için günümüz fırsatlarını ortaya koymaya çalışmaktır.


Yapay Zekâ Destekli Geri Dönüşüm Sistemleri: İklim Değişikliğine Karşı Sürdürülebilir Çözümler

Hilal Saygılı Balcı, Tevfik Erdem

İklim değişikliği, dünya genelinde karşı karşıya olduğumuz en acil sorunlardan biridir. Artan sera gazı emisyonları, eriyen buzullar, yükselen deniz seviyeleri ve sıklaşan aşırı hava olayları, bu sorunun doğrudan sonuçları arasındadır. Bu zorluklarla başa çıkmak için sürdürülebilir ve yenilikçi çözümler üretmek gerekmektedir. Yapay zekâ (YZ) destekli geri dönüşüm sistemleri, çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlayarak, iklim değişikliği ile mücadelede etkili bir araç olarak öne çıkmaktadır. Geri dönüşüm, doğal kaynakların korunması ve enerji tasarrufu sağlanması açısından kritik bir öneme sahiptir, ancak geleneksel yöntemler istenilen verimliliği sağlayamamaktadır. YZ teknolojileri, atıkların doğru sınıflandırılması, ayrıştırılması ve işlenmesi süreçlerinde devrim niteliğinde yenilikler sunmaktadır. Bu çalışmada, YZ destekli geri dönüşüm sistemlerinin mevcut uygulamaları ve gelecekteki potansiyelleri incelenerek, bu teknolojilerin geri dönüşüm sektörüne olan katkıları ve olası geliştirme alanları değerlendirilmektedir. Bu sayede, çevresel sürdürülebilirliğe yönelik stratejilerin geliştirilmesine ve iklim değişikliği ile mücadelede yenilikçi yaklaşımların benimsenmesine yönelik öneriler sunulmaktadır.


Ahşap ve Biyomimikri ile Karbonsuz Yaşam: İklim Dostu Tasarımın Geleceği

İsmail Derda Güler, Önder Tor

İklim değişikliği ve karbon emisyonları; ekolojik ve sürdürülebilir malzemelerin kullanımını zorunlu hale getirmiştir. Ayrıca doğal kaynakların sınırlı olduğu ve çevre kirliliğinin giderek arttığı günümüz dünyasında, sürdürülebilir tasarım yaklaşımları ve üretim malzemeleri önem kazanmaktadır. Bu noktada ahşap; karbon ayak izini azaltmaya yardımcı olan doğal ve yenilenebilir bir malzeme olarak öne çıkmaktadır. Ahşabın bu özelliği, biyomimikri tasarımları ile birleştirildiğinde, iklim değişikliğinin etkisini azaltıcı çözümler sunmaktadır. Biyomimikri ise doğadaki canlıların çevresel koşullara uyum sağlama biçimlerini analiz edilerek benzer şekil ya da işlevlere sahip versiyonlarını hayata geçirmeyi amaçlamaktadır. Doğadan ilham alınan tasarımlar, dayanıklılık, enerji tasarrufu ve işlevsellik açısından optimize edilerek sürdürülebilir tasarım ön plana çıkarılmaktadır. Bu çalışma, iklim değişikliğine karşı sürdürülebilir bir yaklaşım olarak geleceğin tasarımlarına yönelik tasarımda ahşap ve biyomimikri kullanımının potansiyelini ve katkılarını sıfır karbon perspektifinden ele almaktadır. Ahşap ürünlerin karbon depolama kapasitesi ile biyomimikri stratejilerinin enerji verimliliği ve malzeme sürdürebilirliğini sağlamaya yönelik potansiyeli incelenerek, karbonsuz bir yaşam hedefine katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.


İklim Değişikliğinin Bitki Koruma Yöntemleri Üzerindeki Etkisi: Sorunlar ve Çözümler

Rojbin Çevik, Semra Demir

İklim değişikliği, tarımsal ekosistemlerdeki dengeleri bozarak bitki sağlığını, gıda güvenliğini ve ekosistem sürdürülebilirliğini tehdit eden önemli bir çevresel sorun haline gelmiştir. Artan sıcaklık, değişen yağış rejimleri ve aşırı hava olayları, bitki hastalıklarının ve zararlıların yayılma alanlarını genişletirken, bitkilerin abiyotik ve biyotik stres koşullarına karşı direncini zayıflatmaktadır. Bu bağlamda, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak ve iklim değişikliğinin etkilerini hafifletmek için yenilikçi bitki koruma stratejilerine ihtiyaç duyulmaktadır. Makale, bitki koruma yöntemlerini kimyasal, biyolojik ve entegre yaklaşımlar çerçevesinde ele almakta ve biyolojik mücadele ajanlarının, özellikle Arbüsküler mikorizal fungus (AMF) ve Clonostachys rosea gibi mikroorganizmaların, iklim değişikliği koşullarında sağladığı avantajlara odaklanmaktadır. Bu mikroorganizmalar, bitkilerin stres koşullarına adaptasyonunu artırırken, toprak sağlığını iyileştirerek ekosistemlerin karbon sekestrasyon kapasitesine katkı sağlamaktadır. Ayrıca, genetik mühendislik ve hassas tarım teknolojilerinin, dayanıklı bitki çeşitlerinin geliştirilmesi ve zararlıların etkili bir şekilde izlenmesi yoluyla sunduğu yenilikçi çözümler vurgulanmaktadır. Sonuç olarak, iklim değişikliği ile mücadelede bütüncül bir yaklaşım benimsenmesi gerektiği ifade edilmektedir. Sürdürülebilir tarım uygulamaları, biyolojik çeşitliliğin korunması ve çiftçilerin bu yeniliklere adaptasyonunun sağlanması, tarımsal üretimin geleceği için kritik öneme sahiptir. Bu çalışmada, bitki koruma stratejilerinin yeniden yapılandırılmasına yönelik öneriler sunularak, tarımın iklim değişikliğine uyum sağlaması ve gıda güvenliğinin korunması için etkili çözümler tartışılmaktadır.


İklim Değişikliğinin Sel ve Taşkın Üzerindeki Etkileri

Miraç Aydın, Nezihanur Kaptı

İklim değişikliği sadece ülkemizde olmayıp tüm dünya genelinde çevresel ve toplumsal olayları derinden etkilemektedir. Bu etkilerden biri ise sel ve taşkın olaylarının artışı olarak görülmektedir. Küresel sıcaklıkların yükselmesi ve atmosferdeki sera gazı konsantrasyonlarının artması, hava koşullarını ve su döngüsünü önemli ölçüde değiştirmektedir. Bunun yanında artan yağış miktarı, yoğun ve ani yağış olaylarını tetikleyerek sel ve taşkın riskini arttırmaktadır. Ayrıca buzulların erimesi, deniz seviyelerinin yükselmesi de sel riskini arttırmaktadır. Bu makale, iklim değişikliğinin sel ve taşkın üzerindeki etkilerin detaylı bir şekilde incelemektedir. Sel ve taşkın olaylarının artışı, bu olayların toplumsal ve çevresel etkilerini ve ileri tarihlerde bu tarz olaylarının olası senaryolarına dikkat çekmektedir. Araştırmalar, iklim değişikliğinin sel olayları üzerindeki etkilerini daha iyi anlamak ve etkili çözümler geliştirmek için önemli bir gereksinimdir.


İklim Değişikliğinin Ani Taşkınlara Etkisi

Halil İbrahim Şenol

İklim değişikliğinin ani taşkınlar üzerindeki etkisi, yağış sıklığı ve yoğunluğunda, kar erimesinde ve atmosferik dolaşım düzenindeki değişikliklerde kayda değer bir artışla birlikte son yıllarda giderek daha belirgin hale gelmiştir. Sıcaklıklar yükseldikçe atmosferik nem tutma oranı artmakta ve bu da aşırı hava olaylarının yaşanma olasılığının artmasına neden olmaktadır. Bu süreçlerin tarım, altyapı ve insan yaşamı üzerinde önemli ekonomik ve sosyal etkileri vardır. Türkiye’de Karadeniz Bölgesi ve Akdeniz Havzası, coğrafi ve iklimsel özellikleri nedeniyle ani taşkınların olumsuz etkilerine karşı özellikle hassastır. Ani taşkınların yıkıcı potansiyeli, sağlam bir yerel altyapının yokluğunda meydana geldiklerinde daha da artmaktadır. Bu çalışma, iklim değişikliğinin tetiklediği ani taşkınların mekanizmalarını detaylı bir şekilde incelemektedir. Bölgesel yorumlamalar ve vaka çalışmalarıyla desteklenen çalışma, sürdürülebilir arazi kullanımı, yeşil altyapı uygulamaları ve erken uyarı sistemlerinin risk yönetimindeki önemini vurgulamaktadır. Hem çevresel hem de insani kayıpları en aza indirmek için doğal taşkın koruma stratejilerinin ve teknolojik yeniliklerin kullanılması zorunludur. Çalışma, iklim değişikliğiyle mücadelenin yalnızca teknik bir mesele değil, aynı zamanda sosyal bir sorumluluk olduğunu ortaya koymaktadır.


Ekolojik Sanat

Serap Yıldız

Günümüzde insan, bir yandan üzerinde yaşadığı dünyanın en büyük yıkıcısı durumuna gelmiştir, diğer yandan ise bu yıkımı engellemek üzere pek çok koldan önlem almaya çabalamaktadır. Ekolojik bilinç olarak ele alınan bu çabanın bir gereği de toplumların daha çok bilinçlenmesi ve farkındalıklarının artmasıdır. Bu bilinçlenme ve farkındalık sürecinin önemli elemanlarından biri de sanattır. Çünkü sanatın toplumsal değişim aracı olarak, etkili bir işlevselliği vardır. Ekolojik bilinç, sanat ve doğa etkileşiminin sonuçlarından biri de sanatın çağdaş temalarından biri olan ekolojik sanattır. Ekolojik sanat, izleyicileri doğa üzerine düşünmeye, duyarlı olmaya ve bu konularda eyleme geçmeye teşvik ederek, sürdürülebilir bir yaşam ve çevre dostu teknolojilerin önemini ortaya koymaktadır. Sanatçılar günümüzde, doğal kaynakların tükenmesi, iklim değişikliği, biyoçeşitliliğin kaybı gibi ekosistemin en çok bozulduğu konulara dikkat çekmektedirler. Bu bağlamda sanatçılar, doğal malzemelerin kullanımı ve üretim süreçlerinde çevre dostu tekniklerin geliştirilmesi ile çevresel adalet ve sürdürülebilirlik konularında toplumsal bilinci yükseltme amacındadırlar. Bu çalışmada, 1960’larda Land Art akımı ile başlayan, 1980’lerden sonra ise çevresel sorunlara daha etkili bir şekilde odaklanan ekolojik sanatın, tanımı ve temel kavramları, öne çıkan sanatçılar ve eserleri üzerinden ele alınacaktır. Böylelikle ekolojik sanatın doğa ile sanatı nasıl bütünleştirdiği ve çağdaş toplumların çevre sorunlarıyla yüzleşmesinde nasıl bir rol oynadığı incelenecektir.


İklim Estetiği: Bir Sanat Pratiği

Şule Sayan

İnsan etkinliklerinin ekosistemler üzerindeki etkisini ifade eden Antroposen terimi, içinde yaşadığımız jeolojik çağı tanımlamaktadır. Bu çağda başta iklim değişikliği olmak üzere birçok çevresel sorun görülmektedir. İklim değişikliğinin sorunlaşıp sanatın gündemine girmeye başlaması ve estetik tarafının görünümleri ise 1960’ların ilk çeyreğine rastlamaktadır. Bu koşullarda değişen sosyal ve politik gündeme bağlı olarak çağdaş sanatçılar, küresel ısınmanın yıkıcı etkilerini gözler önüne sermek ve toplumsal farkındalık oluşturmak amacıyla çeşitli sergi ve projeler gerçekleştirmiştir. Bu çerçevede iklim eksenli melez çalışmaların toplumun dikkatini küresel ısınmaya ve gelecekteki olası çevresel tehlikelere çekmesi gibi bir yararı olabilir. Çalışma iklim değişikliğini merkezine alan ve güncel sanatta bu krizi bir pratik olarak sergileyen sanatçıların örnek çalışmalarına odaklanmaktadır. Ayrıca ele alınan bu eserlerin, hem yaratıcı bir ifade biçimi hem de güçlü bir toplumsal diyalog aracı olarak nasıl işlev gördüğü ve iklim hassasiyeti ile ilgili eylem çağrısı yapma gücü araştırılmıştır.


İklim Değişikliğiyle Mücadelede Çok Düzeyli Kentsel Yönetişim Ağları

Eray Aktepe

Kentleşme ile artan nüfus yoğunluğu ve çeşitlenen insan faaliyetleri, fosil yakıt kullanımı, arazi değişiklikleri, ormansızlaşma ve sanayi etkinlikleri gibi süreçlerle antropojenik iklim değişikliğinin temel nedenlerini oluşturmakta; küresel sera gazı emisyonlarının %50-80’inin kentlerde üretilmesine yol açmaktadır. Buna karşın, sera gazı salınımını azaltmaya yönelik politikaların yerelde daha kolay oluşturulup uygulanabilmesi, yerel yönetimlerin esnek karar alma yapılarından, toplumsal dinamiklere yakınlığından ve uluslararası fonlara erişim imkanlarından kaynaklanmaktadır. Ancak, yerel yönetimlerin kurumsal ve mali kapasite yetersizlikleri, iklim değişikliğiyle mücadelede çok düzeyli yönetişim modellerinin uygulanabilirliğini ve aktörler arası işbirliğini sınırlandırmaktadır. Bu çalışma, yerel yönetimlerin bu süreçteki rollerini ve karşılaştıkları zorlukları analiz ederken, iklim değişikliği azaltım ve uyum politikalarını geliştirme kapasitelerini değerlendirmektedir. Ayrıca, Kent kaynaklı sera gazı emisyonlarının azaltılması ve iklim değişikliğine bağlı sorunlara yönelik çözüm olarak küresel bir kent yönetişimini öne sürmektedir.


Çevresel Kalite ve Kurumsal Kalite İlişkisi: BRICS-T Üzerine Bir Uygulama

Mehmet Fırat Olgun

Bu çalışmada kurumsal kalite ve çevresel kalite arasındaki ilişki incelenmiştir. Brezilya, Rusya, Çin, Hindistan, Güney Afrika’nın yer aldığı BRISC üzerine bir uygulama yapılmıştır. Ayrıca Türkiye de analize dâhil edilmiştir. 2006-2022 dönemine ait veriler kullanılmıştır. Kurumsal kalite göstergesi olarak hükümet etkinliği çevresel kalite göstergesi olarak ise çevresel performans endeksi kullanılmıştır. İki gösterge arasındaki ilişki Dumitrescu & Hurlin nedensellik analiziyle ortaya konulmuştur. Elde edilen sonuçlar hükümet kurumsal kaliteden çevresel kaliteye doğru tek yönlü bir nedensellik olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla hükümet etkinliğinden çevresel performans endeksine doğru bir nedensellik ilişkisi söz konusudur. Ayrıca hükümet etkinliği ve çevresel performans endeksi arasında uzun dönemli bir ilişki mevcuttur.


Konu: Sürdürülebilir Gelecek İçin İklim Perspektifleri Berkan Güngör, Ömer Küçük İklim krizi, İklim değişikliği, Çevre E-kitap oku, E-kitap indir, Pdf kitap oku, Pdf kitap indir

Kitap Yorumları

Şu yazılar da ilginizi çekebilir