Okuryazar / Kitaplar / Siyaset Biliminde Akademik Araştırma ve Değerlendirmeler isimli kitabı görüntülemektesiniz.
Siyaset Biliminde Akademik Araştırma ve Değerlendirmeler

Siyaset Biliminde Akademik Araştırma ve Değerlendirmeler

0 kişi beğendi
0 kişi okudu
0 kişi inceledi ve yorumladı
0 kişi alıntıladı ve paylaştı
Hakkında

Siyaset Biliminde Akademik Araştırma ve Değerlendirmeler

Siyaset Biliminde Akademik Araştırma ve Değerlendirmeler - Editör: Abdulvahap Akıncı Pdf E-kitap Oku / İndir

Abdulvahap Akıncı'nın editörlüğünü yaptığı Siyaset Biliminde Akademik Araştırma ve Değerlendirmeler kitabı Okuryazar'ın dijital kitaplığında. Pdf e-kitap olarak okuyabilir, dilerseniz indirebilirsiniz. 


Siyaset Biliminde Akademik Araştırma ve Değerlendirmeler Hakkında

Siyaset bilimi her dönem çok yönlü yapısı ve herkesin hayatına doğrudan etkisi dolayısıyla çok sayıda araştırma ve analizin yapıldığı bir alan olma özelliği taşımaktadır. Siyasetin çok yönlü doğası ve her yaşanan olayın analize tabi tutulmasının gerekliliği siyaset biliminde çok sayıda akademik çalışma ve analizin yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Siyasetin çok yönlü boyutu bu kitapta da kendini göstermektedir. Birbirinden çok farklı fakat bir yönü ile birbirini tamamlayan çalışmalar benzer kitaplarda olduğu gibi bu kitapta da yer almaktadır.

Siyaset biliminin geleneksel konularından olan devlet olgusu ve bunun modern ulus devlete dönüşüm sürecini ele alan ilk bölümden sonra Amerika’nın kuruluş süreci ve bu süreçte Protestanlığın kurumsallaşması ikinci bölümde irdelenmiştir. Yönetim ve parti sistemleri siyaset biliminin önemli konuları arasında yer almaktadır. Bu bağlamda üçüncü bölümde Brezilya’da başkanlık, parti ve seçim sistemleri irdelenmiştir. Özellikle yakın zamanlarda daha fazla irdelenen konular arasında en başta yer alan “kadın” konusu ise dördüncü bölümde ele alınmıştır. Liderlik konusu ise siyasetin temel konuları arasında yer almaktadır. Siyasi liderlik okumaları beşinci bölümde irdelenmiştir. Altıncı ve son bölümde ise uluslararası ilişkiler literatüründe sıklıkla tartışılan hegemonya kavramı, çok kutupluluk bağlamında yeniden ele alınarak, günümüz uluslararası düzeninin dönüşümüne dair kuramsal ve eleştirel bir değerlendirme sunulmuştur.

Bu çalışmanın ortaya çıkmasında katkısı olan herkese, özellikle de saygıdeğer bölüm yazarlarımıza çok teşekkür ederim. Kitabın ortaya çıkmasında Özgür yayınlarına ve her türlü desteği sunan Dr.Öğr.Üyesi Kürşad ÖZKAYNAR’a çok teşekkür ederim. Çalışmanın okuyucularının beklentisine karşılık vermesi en büyük temennimdir.


Siyaset Biliminde Akademik Araştırma ve Değerlendirmeler - İçindekiler

Kitap içindeki siyaset bilimi alanındaki altı yazıya dair ayrıntılı bilgiler aşağıda yer alıyor.


Tarihin Değişmez Aktörü: Devletin Kısa Tarihi ve Ulus Devletler

Rahmi Şeyhoğlu

Sosyal antropoloji, neredeyse bütün toplumlarda dinin ve devletin izlerini bulmaktadır. Her ikisinin de ortak özelliği toplu yaşamanın getirdiği düzen ve istikrarı sağlayıcı olmalarıdır. Din, insanın inanma ihtiyacının yanında, ahlakî sınırlar koyma ve insanın ontolojik anlam arayışına cevap verme rollerine sahip bir sosyal kurumdur. Devletin nasıl ve neden doğduğu konusunda değişik görüşler mevcuttur. Genellikle tarım toplumu ile yerleşik hayata geçildikten sonra mülkiyet kavramının ortaya çıkması sonucunda güvenlik, asayiş ve savunma ihtiyaçları ile devletin doğduğu kabul görmektedir. Ancak, göçebe toplumlarda da devlet yapısının olduğu bir gerçektir. Tarih boyunca zamana, mekâna ve şartlara bağlı olarak değişik şekillerde devletin varlığını görmekteyiz: Site devletleri, bozkır devletleri, imparatorluklar, modern ulus devletler ve post-modern ulus devletçikler gibi değişik şekillerde kesintisiz devlet karşımıza çıkmaktadır. Bir devlet şekli olan modern ulus devletler son üçyüzyılda önce Avrupa sonra da bütün dünyaya yayılmıştır. Ulus devletlerin ortaya çıkışı Batı'daki sosyal ve ekonomik gelişmelerinin sonucudur. 

Modern ulus devletlerin "bütünleşmeci" bir anlayışla parçalı sosyal yapıları homojenleştirici özelliği günümüzde post-modern anlayışın çok kültürcü politikaları ile modern ulus devletleri "küçük ulus devletçiklere" dönüştürme eğilimdedir. Tarih ve sosyal antropoloji devletin hep var olduğunu, her dönem farklı şekillerde inşa edildiğini ve gelecekte de var olmaya devam edeceğini göstermektedir. Gelecekte devletin ortadan kalkması yerine teknoloji ile daha da güçleneceği, çok kültürcü anlayış devam ederse "ulus devletçiklere" dönüşebileceği öngörülmektedir.


Amerika’da Protestanlığın Temelleri ve Koloniyal Dönem

Üstün Yüksel

Bu çalışma, Hristiyanlığın bir mezhebi olan Protestanlığın, Amerika Birleşik Devletleri (ABD)'nin koloniyal döneminden itibaren topluma nüfuz ederek merkezi bir rol oynadığını ve ABD'yi dini açıdan nasıl şekillendirdiğini açıklamaya çalışmaktadır. Amerika'da dinin (genel olarak Hristiyanlığın, özelde Protestanlığın) devlet ve toplumdaki güncel gerçeklerini ve rolünü daha kapsamlı ve derinlemesine anlayabilmek için, Amerika'nın koloniyal dönemiyle başlayan tarihsel arka planının analiz edilmesi son derece önemlidir. Bu bağlamda, Amerika'da ilk kolonin kurulmasından itibaren (1607), İngiltere'deki zulümden ve haklarından mahrum bırakılmaktan kaçan Püritenler için dini özgürlük arzusu güçlü bir motivasyon kaynağı olmuştur. Püritenler, genel olarak Protestanlar, Amerika'nın koloniyal döneminden itibaren Amerikan devletinin ve ulusunun üzerinde siyasi, sosyal, kültürel ve hemen her alanlarda etkili olmuştur. Özellikle ilk Püriten yerleşimciler, koloni yönetiminde İncil yorumuna dayanan bir yönetim biçimi uygulamaya çalışmışlardır. Bu yönetim biçimine, Püriten lider John Winthrop'un 1630 yılında bir grup Püritenle birlikte Arbella adındaki gemisiyle Massachusetts'e göç ederken verdiği A Model of Christian Charity (Hristiyan Yardımseverlik Modeli) adlı vaazı ilham kaynağı olmuştur. Bu tarihten itibaren, Püriten ilkeleri, devlet yönetiminden sosyo-kültürel alanlara kadar Amerikan ulusuna öncülük yaparak çok sayıda miras bırakmıştır. İncil ve Püriten ilkelerine dayanan bu miraslar, ABD'nin modern dönem karakterine işlemiştir. Bu nedenle, Hristiyanlık ( özelde Protestanlık) Amerikan devletinin ve ulusunun birincil kaynağıdır. Püritenler'den esinlenen ABD'nin dini motivasyonu ve dini kimliği günümüze kadar değişmeden devam etmektedir. Bugün Hristiyanlık (özelde Protestanlık), ABD'nin ayrılmaz bir parçasıdır ve Amerikan ulusu üzerinde oldukça etkilidir. Sonuç olarak, Püritenler ve Protestanlar Amerika'yı dindar bir Hristiyan (özellikle Protestan) milletine dönüştürmede önemli bir rol oynamıştır. ABD'de, bunun bir neticesi olarak, Protestanlığın baskın (hakim) bir statüsü bulunmaktadır.


Brezilya Deneyimi: Koalisyonel Başkanlık Sistemi, Parti Sistemi ve Siyasi İttifaklar

Muhammet Ali Yunus

Brezilya'nın başkanlık sistemi, birçok yönüyle Türkiye'de 2017 Anayasa değişikliği ile yürürlüğe giren Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile benzerlik göstermektedir. Bu benzerlikler, yalnızca yürütme organının yapısı ile sınırlı kalmamakta; aynı zamanda parti sistemi ve koalisyon siyaseti açısından da dikkat çekici paralellikler içermektedir. Brezilya örneği, sistemin tasarımı aşamasında dolaylı bir model olarak değerlendirilmiş olabilir. Ancak Brezilya'da uygulanan başkanlık sisteminin işleyişini tam anlamıyla kavrayabilmek için, ülkenin parçalı parti yapısı ve koalisyonlara dayalı siyasi kültürü göz önünde bulundurulmalıdır. Türkiye'de son yıllarda kurumsallaşmaya başlayan ittifak siyaseti ile Brezilya'daki koalisyon pratikleri arasında artan oranda benzeşme gözlemlenmektedir. Bu durum, Brezilya siyasetinin incelenmesini, Türkiye'nin siyasal yapısının evrimine dair çıkarımlar yapmak açısından anlamlı kılmaktadır. Ancak bu çalışma doğrudan bir karşılaştırma yapma amacı taşımamaktadır. Literatürde Brezilya'nın başkanlık sistemine ilişkin çeşitli analizler bulunsa da, parti sistemi ve koalisyon siyasetini merkeze alan çalışmaların sayıca sınırlı olduğu görülmektedir. Bu çalışma, Brezilya'da başkanlık sistemi çerçevesinde şekillenen güncel parti sistemi ve koalisyon dinamiklerine dair güncel gelişmeleri ele almayı ve Brezilya siyasal sistemine dair bütüncül bir perspektif sunmayı hedeflemektedir.


Erken Dönem Sosyalist Hareketlerde “Kadın” Düşüncesi (1908-1923)

Fatma Nesibe Çolak, Cansu Kaya

Osmanlı'nın II. Meşrutiyet öncesi döneminde, azınlık gruplar arasında Avrupa'yla temastan dolayı sosyalizm daha popüler bir akım olmuştur. O dönemde Türkler azınlık grupların çıkardığı süreli yayınlar ve Avrupa'ya giden Osmanlı aydınları vesilesiyle sosyalizm ile tanışmıştır. 1908'de II. Meşrutiyet'in ilanıyla oluşan hürriyet havasında farklı fikirler, basın ve yayın faaliyetleri de artmıştır. Böyle bir ortamda sosyalizm akımı da toplumda gelişim göstermeye başlamıştır. Gelişim gösteren sosyalist solun kendi içinde hem Osmanlı döneminde hem de Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk çeyreğinde çeşitli akımlar meydana gelmiştir. Böylece Türkiye'de sosyalist hareket siyasal ve toplumsal alanda kendine bir yer edinmiştir. Bu akımların yayımladığı süreli yayın, broşür ve belgelerde toplumun sorunlarıyla ilgili pek çok konu işlenmiştir. Bu konular arasında kadının emeği, sömürüsü ve konumu üzerine fikriyatlar da mevcuttur. Bu çalışma kapsamında 1908-1923 yılları arasında yer alan sosyalist sol düşüncesindeki kadınının durumuna, kadın sorununa ve kadın haklarına dair fikirlerinin ele alınması amaçlanmıştır. Buradan hareketle öncelikle uluslararası Marksist teorisyenlerin kadın üzerine düşünceleri tartışılacaktır. Akabinde ise söz konusu dönem aralığında var olan sosyalist akımlar kısaca tanıtılacaktır. Son olarak da 1908-1923 yılları arasında yer alan sosyalist akımların yayımladığı süreli yayınlardaki, belgelerdeki ve broşürlerdeki "kadın" üzerine fikirleri, söylemleri ve politikaları irdelenecektir. Bu irdeleme sırasında uluslararası Marksist literatürden hangi noktalarda etkilendikleri de çalışma içerisinde verilecektir. Çalışmanın yöntemi, nitel araştırmalar arasından betimsel analiz ile yapılmıştır.


Siyasi Liderlikte Temel Okumalar

Sevdenur Çetin

İlk çağlardan bu yana insan; siyasi otoriterin temel argümanlarının toplumsal yapı içerisinde neler olduğu ya da olması gerektiği, kim tarafından yönetildiğini ya da yönetmesi gerektiği, sorularının yanıtlarını ve bir kısım kimselerin toplumsal yapının kurallarının ve siyasetinin tespit edilmesindeki istisnai gücü niçin ve nasıl kontrolüne aldığını, tatbik ettiğini ve diğer bireylerin bunu niçin gerçekleştiremediğini sorgulamış, tartışmış, kurgulamak istemiştir. Tüm bu sorular, siyaset biliminde olduğu kadar siyasi düşünceden sosyolojiye kadar, siyaset bilimi çalışmalarına kaynaklık eden pek çok farklı disiplinin de çalışma konusu olmuştur. Liderlik konusunun geçmişine bakıldığında, ilk ve orta çağlarda liderliğin yaygın bir şekilde güç ve iktidar kullanımı ile beraber anıldığını ve yalnızca devleti idare edenlere atfedilen bir nitelik şeklinde değerlendirildiğini görmek mümkündür. Aydınlanma çağı ile beraber, çoğulcu ve demokratik tanımlamalar ile kavram muhteva bakımından değişmiş, 20 nci yüzyılda yalnızca devlet idaresi ile değil işletme ve her çeşit organizasyon yönetimi ile de ilişkili görülmektedir. Bundan dolayı ortaya çıktığı dönemlerde yaygın bir biçimde insanları güçle yönetme olarak ele alınan liderlik, giderek izleyenleri etkileme, ortak amaca yönlendirme, yaratıcı olma, artı değer yaratma, bir süreci başlatma gibi kavramlarla tanımlanır hale gelmiştir. Literatüre bakıldığında çeşitli liderlik yaklaşımları ve lider tipleştirme çabalarının olduğu görülmektedir. Hangi alanda olursa olsun, bir yöneticide safi olarak tek bir liderlik tarzının bulunduğunu söylemek pek mümkün değildir. Örgütün, çevre koşullarının, izleyicilerin ve tabii ki yöneticinin sahip olduğu özellikler, çeşitli lider davranışlarının ve tarzlarının sergilenmesine neden olmaktadır. Bazen birden fazla liderlik özelliğinin sergilendiği görülürken, bazen de tek bir liderlik tarzı doğrultusunda bir yönetim ve iletişim sürecinin götürüldüğü görülebilmektedir. Bu çalışmada siyasi liderliğin teorik olarak gelişimi araştırıldıktan sonra günümüz siyasi liderlik tartışmaları irdelenmiştir.


Hegemony under Multipolarity: An Ongoing Relevance?

Coşkun Soysal

"Hegemony" has been a key concept in understanding various forms of domination under capitalist relations of production that might go beyond any particular social formation. Hence it is possible to exercise it at different levels—domestic, regional or international. With its emphasis on attempts at capitalist domination, conceptualisations of it largely rest on the discipline of International Political Economy (IPE). However, some of these conceptualisations tend to degenerate the concept by disrupting its connections with the ruling classes at the domestic level. This led to a misbelief in the wider International Relations (IR) scholarship as though the concept had only idealist connotations and little to do with geopolitical rivalries among nations. This paper argues the opposite and asserts that the concept still holds explanatory power even under a supposedly multipolar order as long as it is not stripped of its domestic and material foundations. As such, the paper seeks to bring the concept into terms with the recent debates over the new character of the emerging international order. In doing this, the paper will also investigate whether the concept shares a common ground with geopolitical economy with a reference to the foundational concepts of the latter such as the "materiality of nations". The paper argues that the contestations that appear geopolitical in character emanate from struggles for hegemony at the domestic level and are also bound to take the shape of bids for hegemony at regional or international levels by benefiting from the insights that the concepts of "subimperialism" and "imperialism" provides us.


Konu: Siyaset Biliminde Akademik Araştırma ve Değerlendirmeler Abdulvahap Akıncı Ulus devlet, ABD, Kadın E-kitap oku, E-kitap indir, Pdf kitap oku, Pdf kitap indir

Kitap Yorumları

Şu yazılar da ilginizi çekebilir