Site içi Arama
Site içerisinde ayrıntılı arama yapabilmek için üye olmanız gerekmektedir.

Güncel Kent, Çevre, Yerel Yönetim Politikaları ve Uygulamaları
- Yazar: Sibel Çalışkan Ercan
- Kitap Türü: Çevre-Doğa, E Kitap Oku, PDF Kitap indir, Şehir, Yerel Yönetimler
- Gösterim: 65
- Yazar: Sibel Çalışkan Ercan
- Kitap Türü: Çevre-Doğa, E Kitap Oku, PDF Kitap indir, Şehir, Yerel Yönetimler
- Yayınevi: Özgür Yayınları
- İlk Basım Tarihi: 2025
- Sayfa: 244
- ISBN: 978-625-5958-62-4
- Gösterim: 65
- Bu kitap Okuryazar’a 1 ay önce eklendi ve şu anda 0 yorum bulunmaktadır.
Güncel Kent, Çevre, Yerel Yönetim Politikaları ve Uygulamaları
Güncel Kent, Çevre, Yerel Yönetim Politikaları ve Uygulamaları - Editör: Sibel Çalışkan Ercan Pdf E-kitap Oku / İndir
Sibel Çalışkan Ercan'ın editörlüğünü yaptığı Güncel Kent, Çevre, Yerel Yönetim Politikaları ve Uygulamaları kitabı Okuryazar'ın dijital kitaplığında. Pdf e-kitap olarak okuyabilir, dilerseniz indirebilirsiniz.
Güncel Kent, Çevre, Yerel Yönetim Politikaları ve Uygulamaları Hakkında
Günümüzde kent, çevre ve yerel yönetimler alanlarındaki akademik çalışmalar, hem kuramsal hem de uygulamalı boyutlarıyla giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Kentlerin sürekli olarak dönüşen yapısı, çevresel sorunların artan karmaşıklığı ve yerel yönetimlerin bu değişimlere adapte olma gerekliliği, akademik dünyada yeni araştırma alanlarının ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bu bağlamda, "Güncel Kent, Çevre, Yerel Yönetimler Politikaları ve Uygulamaları" başlıklı bu kitap, söz konusu alanlarda disiplinlerarası bir yaklaşım benimseyerek farklı akademisyenlerin nitelikli çalışmalarını bir araya getirmektedir.
Kitabın ilk bölümü, sürdürülebilir çevresel politikalar ve su yönetimi konusunda yenilikçi çözüm arayışlarını ele almaktadır. Sibel ÇALIŞKAN ERCAN, sürdürülebilir su yönetimi alanında karşılaşılan temel sorunları ve bu sorunlara yönelik geliştirilen inovatif yaklaşımları irdelemektedir.
Kent planlaması ve kentleşme süreçleri üzerine odaklanan bölümlerde, Eray KARA ve Ece Bengi TÜFEKÇİOĞLU, Doğu-Batı ayrımı perspektifinden hareketle Türkiye'deki kent planlama sürecini tarihsel ve teorik çerçevede ele almaktadır. Yeter AVŞAR, Türkiye'deki kentleşme sürecini, küreselleşmenin etkileri ışığında, dirençli ve sürdürülebilir kent oluşumuna yönelik çabalarla değerlendirerek, bu sürecin zorluklarına dikkat çekmektedir.
Yerel yönetimlere ilişkin olarak; Hilmi SÖZEN, engelli bireyler için uygulanan belediye politikalarını Bağcılar Belediyesi örneği üzerinden incelemektedir. Bu konuyla ilgili bir diğer çalışma ise Öznur KÜÇÜKKELEPÇE ve Sena ŞAHİN tarafından ele alınmış olup, engellilik literatürüne ilişkin bir değerlendirme sunmaktadır. Ayrıca, Şerife PEKKÜÇÜKŞEN ve Vasfiye ÇELİK, çocukların güvenliği, gelişimi ve yaşam haklarının korunmasına yönelik olarak, çocuk dostu kentler için geliştirilen akıllı şehir politikalarının nasıl bir etki yarattığını ve bu teknolojilerin çocukların şehir yaşamına katılımını nasıl güçlendirebileceğini kapsamlı bir şekilde tartışmaktadır. Alperen AKGÜL ise Denizli Kent Lokantası örneği üzerinden, kent lokantalarının sosyal belediyecilik anlayışı içindeki yerini ve toplumsal etkilerini ele almaktadır.
Metropoliten alanlar ve kırsal dinamikler bağlamında, Gamze ÇÜRÜKSULU USTA, Ordu ili özelinde kır ve kent nüfusunun belirlenmesine yönelik bir araştırma yürütmüştür. Yerel yönetimlerin finansal ve kurumsal yapılarına ilişkin olarak ise Melih BAŞ, entegre raporlama modelinin yerel yönetimlerdeki uygulanabilirliğini Kadıköy Belediyesi örneği üzerinden ele almaktadır. Melek TOPRAK ise yerel yönetimlerin tarım ve gıda stratejilerindeki yeni gelişmeleri, İzmir Karşıyaka Belediyesi örneği üzerinden değerlendirmektedir.
Bu kitap, kent, çevre ve yerel yönetimler alanlarında farklı akademik disiplinlerden gelen uzmanların katkılarıyla, güncel politikaları ve uygulamaları bilimsel bir perspektifle değerlendirmektedir. Çalışmanın, alanındaki akademisyenlere, politika yapıcılara ve uygulamacılara yol gösterici nitelikte bir başvuru kaynağı olması temenni edilmektedir.
-Önsöz-
Güncel Kent, Çevre, Yerel Yönetim Politikaları ve Uygulamaları - İçindekiler
Kitap içindeki 10 yazıya dair ayrıntılı bilgiler aşağıda yer alıyor.
Sürdürülebilir Su Yönetiminde Yenilikçi Çözümler ve Karşılaşılan Engeller
Sibel Çalışkan Ercan
Su, yaşamsal bir kaynak olmakla birlikte, küresel çapta artan su kıtlığı ve su kirliliği sorunları, acil ve etkin çözümler gerektiren kritik konular arasında yer almaktadır. Bu bağlamda, su yönetimi ve sürdürülebilirlik alanlarında, yenilikçi yaklaşımların benimsenmesi ciddi bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu çalışma, son yıllarda su yönetimi ve sürdürülebilirlik alanlarında gerçekleşen inovatif gelişmeleri mercek altına almakta ve bu yeniliklerin su kıtlığı ve kirliliğine karşı nasıl etkili çözümler sunabileceğini incelemektedir. Araştırma, teknolojik ve ekolojik temelli metodolojilerin, su kaynaklarının korunması ve sürdürülebilirliğini sağlamada gösterdiği başarıyı vurgulamaktadır. Ancak bu yenilikçi çözümlerin yaygınlaştırılmasının önünde maliyet, teknolojik karmaşıklık ve düzenleyici mevzuat gibi engeller bulunmaktadır. Bu engellerin üstesinden gelinmesi halinde, yenilikçi yaklaşımların su yönetimi ve sürdürülebilirlik alanında, özellikle su kıtlığı ve kirliliği gibi küresel sorunlarla mücadelede önemli katkılar sağlayabileceği öngörülmektedir. Araştırmanın sonuçları, su yönetimi ve sürdürülebilirlik alanlarında geliştirilen inovatif çözümlerin, su kaynaklarının korunmasına ve gelecek nesillere daha iyi bir çevre bırakma yolunda umut verici adımlar oluşturabileceğini göstermektedir. Bu yeniliklerin, su kıtlığı ve kirliliği gibi büyük sorunlara karşı etkili stratejiler geliştirmede yardımcı olabileceği öngörülmektedir. Ayrıca, bu bulguların su yönetimi politikalarının ve uygulamalarının geliştirilmesine katkıda bulunabileceği ve bu alanda daha fazla araştırma ve geliştirme çalışmasına ilham verebileceği düşünülmektedir.
Doğu-Batı Ayrımı Üzerinden Türkiye’de Kent Planlama Süreci
Eray Kara, Ece Bengi Tüfekçioğlu
Türkiye'de kent planlama süreçleri, Doğu ve Batı arasındaki tarihsel, kültürel ve sosyolojik farklılıkların etkisiyle şekillenmiş, bu durum kentsel gelişimde derin bir ikilik yaratmıştır. Batı'da kapitalizmin ve rasyonel otoritenin gelişimi, planlama kültürünün temellerini atarken, Doğu'da kolektif mülkiyet, geleneksel otorite ve esnek zaman-mekân algısı, planlama süreçlerinin daha parçalı bir yapı sergilemesine neden olmuştur. Bununla birlikte Türkiye, modernleşme çabalarına rağmen, tarihsel olarak Doğu toplumu karakteristiğini taşımakta, bu durum kentleşme süreçlerine doğrudan yansımaktadır. Bu nedenle, kent planlama sürecinin önemli aşamalarından biri olan Ankara'nın planlı bir başkent olarak imarı; kırsal alışkanlıkların kentlere taşınması, gecekondulaşma, sınıfsal bilincin eksikliği ve merkezi otoritenin baskın yapısı gibi nedenlerden dolayı görece başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Hayatın her alanında olduğu gibi kentleşme sürecinde de yönetici elitlerin Batılı modelleri uygulama çabaları, halkın feodal yapılar ve geleneksel normlara bağlılığı nedeniyle sekteye uğramıştır. Bu çalışmada ise, Türkiye'deki kent planlama süreçlerindeki aksaklıkların temelinde, otoriter yönetim anlayışı, kentlilik bilincinin eksikliği ve mülkiyet problemlerinin yattığı savunulmaktadır. Bu anlamda, gecekondu sorunu ve rant odaklı dönüşüm projeleri, planlamanın etkinliğini baltalayan yapısal sorunlar arasında yer almaktadır. Aynı zamanda Türk toplumunun zaman ve mekân algısındaki esneklik, Batılı normların rasyonelliği ile keskin bir tezat oluşturmaktadır. Sonuç olarak, Türkiye'nin kentsel planlama kültürünü geliştirmek için Batılı normların esas alınmasının yanı sıra bu normların yerel dinamiklere uygun şekilde yeniden yorumlanması gereklidir. Bu yorumlama yapılırken, Türkiye'nin özgün sosyo-kültürel yapısını dikkate alan bir planlama anlayışı geliştirilmesi elzemdir.
Küreselleşen Türkiye’de Kentleşme Sürecinin Sürdürülebilir ve Dirençli Kent Oluşumuna Etkisi
Yeter Avşar
Türkiye 1950'li yıllar ile birlikte hızlı bir kentleşme süreci içerisinde girmiştir. Dönem itibariyle yaşanan teknolojik gelişmeler neticesinde tarıma modern araçların girmesi, kırsal alanın itici unsurları ve kentsel alanların cazibe merkezi olması kentleşme sürecini tetiklemiştir. Günümüz itibariyle ise özellikle de küreselleşmenin etkisiyle dünyada olduğu gibi Türkiye'de de kent nüfusunun ihtiyaçları çeşitlenmekte ve farklılaşmaktadır. Bu kapsamda barınma, ulaşım, altyapı, eğitim ve sağlık gibi büyüyen kent nüfusu hizmetlerinin karşılanması zorlaşmakta ve bu süreçte çevreye olan baskı da artmaktadır. Bu noktada kentler beklentilerini karşılayacak, çevreye zarar veremeyecek, sistemin sürdürülebilirliğini devam ettirecek akabinde küresel olarak ciddi boyutlara ulaşan iklim değişikliği ve meydana gelen afetlere yönelik de kentlerin sürdürülebilir olmasını sağlayacak yeni arayışlara koyulmuşlardır. Bunun sonucu olarak dirençli kent yaklaşımı günümüzde yaygınlık kazanmıştır. Bu doğrultuda çalışmanın amacı, küreselleşen dünyanın ve özelinde Türkiye'nin meydana gelen bu değişimlere karşı kentleşme noktasında nasıl bir tutum sergilediğini ortaya koymaktır. Çalışmada Türkiye'de dirençli kent yaklaşımı noktasında neler yapıldığı ele alınmış ve çalışmaya yansıtılmıştır. Bu kapsamda yerli ve yabancı literatür taraması yapılmak üzere kurgulanan çalışmada ilk olarak, Türkiye'de kentleşme sürecinin nasıl başladığı ve günümüzdeki mevcut durumu anlatılmıştır. Akabinde sürdürülebilir ve dirençli kent yaklaşımı hakkında kavramsal açıklamalar ve tarihsel bilgiler verilmiştir. Son olarak Türkiye'nin dirençli kent olma noktasındaki tutum ve yaklaşımları ele alınmıştır. Türkiye'nin dirençli kent olma yolunda önemli çalışmaları uygulamaya koyduğu ancak bu noktada mevcut hukuki normların günün koşullarına göre revize edilmesi, denetimlerin daha da etkinleştirilmesi, ilgili projelerin sayısının artırılması gerektiği ve kentin yönetiminden sorumlu olan yerel yönetimlere büyük görevler düştüğü aşikârdır.
Türkiye'de Engelli Bireyler İçin Uygulanan Politikalarda Belediyelerin Katkısı: Bağcılar Belediyesi Örneği
Hilmi Sözen
Kamu yönetimi literatüründe belediyeler, yerel kalkınmayı teşvik eden, kent sakinlerinin yaşam kalitesini yükseltmeyi amaçlayan ve sosyal politikaların yerel düzeyde uygulanmasını koordine eden idari yapılar olarak tanımlanmaktadır. Bu çerçevede, belediyeler, toplumsal adaletin sağlanması, kamu hizmetlerine erişimin eşitlenmesi ve dezavantajlı grupların yaşam kalitesinin artırılması açısından kritik bir role sahiptir. Özellikle sosyal politikalar alanındaki faaliyetleri, ekonomik, sosyal ve fiziksel dezavantajlarla karşı karşıya kalan bireyler için yaşamsal bir önem taşımaktadır. Belediyelerin temel görevleri arasında, engelli bireylerin toplumsal hayata katılımını teşvik etmek, kentsel mekânların fiziksel ve bilişsel erişilebilirliğini artırmak ve sosyal hizmetlerin çeşitlendirilerek yaygınlaştırılmasını sağlamak yer almaktadır. Engelli bireylerin eğitim, istihdam, sağlık ve kültürel faaliyetlere erişimini güvence altına almak, sadece sosyal politikaların bir gerekliliği değil, aynı zamanda insan hakları perspektifinden ele alınması gereken temel bir sorumluluktur. Bu doğrultuda, belediyelerin engellilere yönelik hizmet ve politikalarının etkinliği, sosyal bütünleşmenin sağlanması ve kapsayıcı kent politikalarının geliştirilmesi açısından belirleyici bir faktördür. Bu minvalden hareketle, bu çalışma, Türkiye'deki belediyelerin engelli bireylere yönelik rollerini mercek altına alarak, Bağcılar Belediyesi örneği üzerinden somut bir değerlendirme sunmaktadır. Çalışmanın temel amacı, Bağcılar Belediyesi'nin engelli bireyler için geliştirdiği politikaları ve uygulamaları analiz ederek, bu politikaların etkinliğini ölçmek ve yerel yönetimlerin sosyal kapsayıcılık konusundaki rolünü daha iyi anlamaktır. Ayrıca, engelli politikalarına dair literatüre katkı sağlamayı hedefleyen bu araştırma, başarılı belediye uygulamalarını ve stratejik yaklaşımları tartışmaya açarak, diğer yerel yönetimler için rehber niteliğinde bir perspektif sunmaktadır. Kapsayıcı bir kent yönetimi anlayışının inşasına katkıda bulunmayı amaçlayan bu çalışma, sosyal adalet ve erişilebilirlik ilkelerinin yerel yönetim politikalarına entegrasyonunu güçlendirmeye yönelik öneriler geliştirmektedir.
Yerel Yönetimler Bağlamında Engellilik Literatürüne İlişkin Bir Değerlendirme
Öznur Küçükkelepçe, Sena Şahin
Engellilik, insanlık tarihi kadar eski bir olgudur. Aynı zamanda karmaşık ve çok boyutlu bir niteliğe sahiptir. Bunun doğal sonucu olarak farklı disiplinlerde ele alınmıştır. Başlangıçta tıbbi kökenli çalışmalara konu olan engellilik; zamanla mimarlık, sosyoloji, eğitim, kentsel tasarım, yerel yönetimler gibi alanlarda ele alınmıştır. Son dönemlerde de yerel yönetimler alanındaki çalışmalar yoğunlaşmıştır. Bu bağlamda bu çalışmada yerel yönetimler kapsamında engellilikle ilgili mevcut literatürü inceleyerek, yerel yönetimler alanında gerçekleştirilen çalışmaları değerlendirmek amaçlanmıştır. Çalışma, yerel yönetimlerin engelli bireylerin yaşam kalitesini arttırmaya yönelik politika ve uygulamalarını ele alan literatürün genel çerçevesini ortaya koymakta ve bu alandaki araştırma boşluklarını belirlemektedir. Çeşitli veri tabanlarından yararlanılarak elde edilen uluslararası ve ulusal literatürde yer alan çalışmalar taranmıştır. Bu kapsamda 2009-2025 yılları arasında yayınlanan İngilizce ve Türkçe çalışmalar; doküman incelemesi yöntemi ile amaç, yöntem, kapsam ve sonuçları bakımından incelenmiştir. İncelenen çalışmalardan 11'i İngilizce ve 32'si Türkçe olmak üzere toplam 43 eser, çalışmaya dâhil edilmiştir. Böylece her bir çalışma derinlemesine analiz edilerek farklılıkları ve benzerlikleri açısından değerlendirilmiştir.
Çocuk Dostu Kent İçin Akıllı Politikalar
Şerife Pekküçükşen, Vasfiye Çelik
Kentleşmenin çok büyük bir hıza kavuştuğu, pek çok büyük kentin nüfusunun küçük ülkelerin nüfusunu aştığı günümüz dünyasında, kentlerin önündeki en büyük sorun kent hayatının tüm paydaşlar için sürdürülebilir politikalarla devamını sağlamaktır. Genellikle yetişkinlerin istek, ihtiyaç ve beklentileri doğrultusunda şekillenen bu politikaların ihmal ettiği geniş bir kategori çocuklardır. Birleşmiş Milletler'in çocuk dostu şehirlerden bahsetmesinden ve Çocuk Dostu Şehirler Girişimi'ni başlatmasından bu yana birçok ülke çocuk dostu şehirleri farklı boyutlarıyla politikalarına dahil etmeye ve bu geniş kategorinin farkında olmaya başlamıştır. Çocuk dostu kentler, çocukların güvenli bir ortamda rahatça hareket edebildikleri, onların zihinsel gelişimini destekleyen, yaşama ve gelişme hakkına ve fikirlerine saygı duyan şehirleri ifade etmektedir. Akıllı şehirler ise, vatandaşlarıyla işbirliği içinde olan ve şehirdeki bazı zorlukları çözmek ya da yaşamı kolaylaştırabilmek için teknolojinin desteğiyle yenilikçi çözümler sunan şehirlerdir. Vatandaşlar akıllı şehrin temel bileşenidir ve buna çocuklar da dahildir. Akıllı kent teknolojileri çocuk dostu kentin oluşumunu, sürdürülebilirliğini sağlamak ve bunları şehrin bir paydaşı olarak çocukların beklentilerine odaklanarak yapabilmek konusunda önemli bir potansiyele sahiptir. Akıllı kentin gelecekteki yararlanıcıları olarak çocukların da akıllı kentin planlanması noktasında önemli katkıları olabilir. Teknoloji yardımıyla çocukların yaşadıkları şehirden beklentileri öğrenilebilir, şehir yönetimine katılımları sağlanabilir, şehirler çocuklar için daha güvenli hale getirilebilir ya da çocukların fiziksel ve bilişsel gelişimini sağlayacak uygulamalar hayata geçirilebilir. Çalışma bu perspektiften yola çıkarak çocuk dostu bir kent ile akıllı bir kentin hangi noktada birleştirilebileceğini tartışmayı ve akıllı kentin çocuklara sunabileceği fırsatları ortaya koymayı amaçlamaktadır.
Sosyal Belediyecilik Bağlamında Kent Lokantaları: Denizli Kent Lokantası Örneği
Alperen Akgül
Çalışma, sosyal belediyecilik kavramı bağlamında, yerel yönetimlerin toplumsal eşitsizlikleri azaltmaya yönelik yenilikçi uygulamalarından biri olan kent lokantalarını incelemektedir. Sosyal belediyecilik, yerel yönetimlerin sadece altyapı hizmetleri sunmaktan öte, dezavantajlı grupların yaşam standartlarını yükseltmeye dair sosyal politikaları içermektedir. Bu bağlamda, Türkiye'de 2022 yılından itibaren yaygınlaşmaya başlayan kent lokantaları, özellikle dar gelirli bireylerin uygun fiyatlı ve sağlıklı yemeklere erişimini sağlamayı amaçlayan bir uygulama olarak dikkat çekmektedir. Çalışma, Denizli Kent Lokantası örneği üzerinden, kent lokantalarının sosyal belediyecilik anlayışı içindeki yerini ve toplumsal etkilerini ele almaktadır. Kent lokantalarının yalnızca bir yemek hizmeti sunmanın ötesine geçerek sosyal dayanışma, paylaşma ve toplumsal bütünleşme gibi işlevlere hizmet ettiği tespit edilmektedir. Çalışma kapsamında nitel araştırma yöntemlerinden literatür taraması ve yüz yüze mülakat yöntemleriyle veri toplanmıştır. Katılımcılar, kent lokantasının kurucu aktörleri, kent lokantasına düzenli gidenler, kent lokantası çalışanları ve çevre esnafı gruplarından oluşmuştur. Sonuçlar, kent lokantalarının, sosyal belediyeciliğin somut bir örneği olarak toplumsal refaha katkıda bulunduğunu ancak sürdürülebilirliklerinin belediyelerin bütçe yönetimi ve halk katılımı ile doğrudan ilişkili olduğunu göstermiştir. Tartışma kısmında, bu uygulamanın sosyal belediyecilik mi yoksa toplumcu belediyecilik olarak mı değerlendirileceği de ele alınmıştır. Çalışmada kent lokantalarının, modern bir sosyal belediyecilik faaliyeti olarak, toplumcu belediyeciliğin kentteki eşitsizlikleri radikal bir dönüşümde ele almadığını göstermiştir. Çalışma, kent lokantası uygulamasının literatüre girmesine olanak sağlamakta ve sonraki çalışmalarda karşılaştırmalı analiz yapılmasına olanak tanımaktadır.
Metropoliten Ölçekte Kır ve Kent Nüfusunun Tespiti: Ordu İli Araştırması (2013-2023)
Gamze Çürüksulu Usta
Bu çalışmanın temel amacı il belediyesinden büyükşehir belediyesine dönüşen son il olan Ordu ilinde Türkiye İstatistik Kurumu'nun mahalle düzeyindeki verilerinin kullanılarak kır ve kent nüfusunun tespit edilmesidir. Böylelikle farklı boyut ve dönemleri kapsayan örnek il araştırmalarına 2013-2023 dönemini kapsayan Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi verileriyle literatüre katkı sağlamak hedeflenmektedir. Kırsal nüfusun hesaplanma yönteminde; il belediyesi döneminde “köy ve belde belediyesi" iken büyükşehir belediyesine dönüştükten sonra “mahalle" olarak tanımlanan idari birimler kent nüfusunu oluşturan mahallelerden ayrılmaktadır. Kırsal ve kentsel demografik değişimin daha gerçekçi olarak ortaya konularak gelecekteki çalışmalara referans olacağı inancıyla il belediyesinden büyükşehir belediyesine dönüşen son il olan Ordu ilinde Türkiye İstatistik Kurumu'nun 2013-2023 Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi mahalle düzeyindeki verileri kullanılarak 19 ilçenin tüm mahallelerinde ayrı ayrı kır ve kent nüfusu tek tek hesaplanarak kırsal ve kentsel nüfus değişimi ile kırsal ve kentsel nüfusun toplam nüfusa oranı yıl bazlı olarak ortaya konulmaktadır. Elde edilen bulgulardan Ordu'da kırsal mahallelerdeki nüfusun azalma eğilimindeyken kentsel mahallelerdeki nüfusun artma eğiliminde olduğu, dolayısıyla toplam kır nüfusunda büyük oranda azalma olduğu, 2013-2023 yılı Türkiye İstatistik Kurumu'nun Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi verileri karşılaştırıldığında kır nüfusunun en fazla olduğu ilçe sıralamasında değişimin olduğu, ilin toplam nüfusunun kır ve kent nüfusuna oranında ise son on yıllık dönemde sürekli şekilde değişim yaşandığına ulaşılmaktadır. Dolayısıyla kırsal niteliğini devam ettiren mahallelerin kent nüfusuna dahil edilmesinin yerel kamusal stratejilerin geliştirilmesinde, uygulanmasında ve sonuçlandırılmasında başarıyı önleyebilecek faktör olabilme ihtimali değerlendirilmekte, ilin toplam nüfusunun kent nüfusu olarak tanımlanmasının şehrin yerel politikalarının etkin ve verimli sonuçlar doğurmasında engel oluşturmaması için büyükşehir belediyelerindeki nüfusun daha doğru tespit edilmesi önerilmektedir.
Yerel Yönetimlerde Entegre Raporlama ve Kadıköy Belediyesi
İsmail Melih Baş
Son yıllarda Kurumsal Yönetim için Entegre Raporlama bütünsel bir model olarak geliştirilmiş ve bu model tüm kâr amaçlı ya da kamusal kurumlarda kullanılmaya başlanmıştır. Bu kitap bölümünde bu model kısaca ele alınmış ve bir örnek olarak Kadıköy Belediyesi Entegre Raporları irdelenmiştir.
Yerel Yönetimlerin Tarım ve Gıda Stratejilerinde Yeni Gelişmeler: İzmir Karşıyaka Belediyesi Örneği
Melek Toprak
Bu çalışma, Türkiye'de belediyelerin tarım ve gıda politikalarına ilişkin strateji belgelerini incelemeyi amaçlamaktadır. 2000'li yılların başında yerel yönetimlerin tarım ve gıda konusundaki yetkileri sınırlıyken, son yıllarda yürürlüğe giren yasal düzenlemelerle tarım ve gıda alanında yeni stratejiler geliştirilmeye başlanmıştır. Çalışmada, belediyelerin gıda strateji belgelerinin temel çerçevesi incelenerek, bu politikaların oluşturulma süreçleri ve kentlerde yaşayan vatandaşların beslenmeye erişimi üzerindeki etkileri ele alınmaktadır. Bununla birlikte, sürdürülebilir tarım, iklim değişikliği ve çevre politikalarının belediyelerin strateji belgelerine nasıl yansıdığı tartışılacaktır. İzmir Karşıyaka Belediyesi örneği üzerinden yürütülen analizle, yerel yönetimlerin gıda politikalarındaki rolü değerlendirilecek ve gelecekteki olası yönelimler üzerine çıkarımlar yapılacaktır.
Konu: Güncel Kent, Çevre, Yerel Yönetim Politikaları ve Uygulamaları Sibel Çalışkan Ercan Kent, Çevre, Yerel yönetim E-kitap oku, E-kitap indir, Pdf kitap oku, Pdf kitap indir
Kitap Yorumları
Şu yazılar da ilginizi çekebilir
Türk Hukukunun AB Hukukuna ve Avrupa Konvansiyonuna Uyumu Sorunu
Yazar: Ünal Tekinalp
İlk Basım: 2003