- Yazar: Emre Bağce
- Kategori: Toplum, Medya
- Bu yazı Okuryazar’a 58 dakika önce eklendi ve şu anda 0 Yorum bulunmaktadır.
- Gösterim: 57
Sorumluluk Olmadan Özgürlük Olur mu? Basın Etiği Üzerine Bir Muhasebe
Bizim ülkemizde başta gazeteciler ve siyasetçiler olmak üzere pek çok kimse basın özgürlüğünden söz eder; ancak bu özgürlüğün manası, muhtevası ve koşullarının neler olduğunu konuşmaz veya bilmez. Hele gazetecinin sorumluluğundan söz edeni ise neredeyse hiç duymayız.
Ülkemizde taraflaşmak, yanlılık, sureti haktan görünüp menfaat peşinde koşmak, siyaset ve gazetecilikte ilkeleri ayaklar altına alıp istismar etmek had safhadadır.
Ülkemizde kimse konuşmasa da sağlıklı düşünmek ve çözümler üretmek için bir defa şu tespiti yapmak lazım:
Basın özgürlüğünün en büyük güvencesi gazetecilik etiği ve sorumluluğudur. Hukuken ve ahlaken özgürlük ve sorumluluk, hak ve yükümlülük aynı bütünün ayrılmaz parçalarıdır. Sorumluluğun konuşulmadığı, gazetecilik etik ilkelerinin gözetilmediği yerde basın özgürlüğü mümkün olmaz.
Ayrıca bir tespit daha yapalım:
Basın özgürlüğünün nihai amacı, toplumun tam ve doğru bilgilenmesi veya bilgilendirilmesidir.
Bu kapsamda, basın özgürlüğü dâhil her türlü özgürlük; kişilerin yaşam hakları başta olmak üzere kendi potansiyelini gerçekleştirmesinin, toplumsal fayda ve refahın sağlanmasının, huzurlu ve mutlu bir yaşamın başlıca bir unsuru ve koşuludur.
Bunun için:
1. Gazetecilerin bilgiye erişmesi, tüm toplumu doğru bilgilendirmesi,
2. Toplumun menfaati için konu veya meseleleri tarafsız, yansız, objektif şekilde araştırması,
3. Gazetecinin haberi maddi, manevi çıkar veya prestij için kullanmaması,
4. Haberin hak sahibinin tüm vatandaşlar olduğunu bilerek hareket etmesi,
5. Belirli bir kitle oluşturmak amacıyla haber veya yorum yapmaması,
6. Haberi asla toplumu yönlendirmek için kullanmaması,
7. Gazetecinin her şeyden önce dürüst, ahlaklı bir insan olması,
8. Siyasetçilerle, iş insanlarıyla, yöneticilerle, çete, mafya veya başka menfaat grupları ile iş tutmaması, mesafesini koruması,
9. Tarafsız ve bağımsız olması,
10. Kimsenin piyonu, kuryesi olmaması,
11. Bir bilgi veya haberi bulunduğu yere göre kesmemesi, gizlememesi, çarpıtmadan, cımbızlamadan eksiksiz, tam ve doğru vermesi,
12. Kendi istek veya duygularına göre haberi negatif veya pozitif çerçevelere sarıp sarmalamaması,
13. Yanlı haber yapmaması,
14. Taraf tutmaması,
15. Gazetecinin insanları kışkırtmaması,
16. Ölçülü, dengeli bir dil kullanması,
17. Tek taraflı haber yapmaması; varsa konu veya meselenin tüm taraflarına mikrofon uzatması, görüş sorması,
18. Varsa haberin öznesi veya etkilenenlerin hak ve saygınlığına riayet etmesi,
19. Kulis adı altında toplumu kirli bilgi bombardımanına tutmaması,
20. Meselelere sorumluluk, ciddiyet ve kararlılıkla ışık tutması,
21. Negatif iş ve olaylar kadar toplumdaki olumlu, faydalı konuları da topluma aktarması gerekir.
"Saygın bir gazeteci ve gazetecilik nasıl olur?" sorusuna dair bu saydıklarımız genel bir bakış ve çerçeve sunuyor.
Elbette bunun için;
1. Gazetecinin bir başkasının piyonu, maşası yahut tetikçisi olmaması için maddi açıdan saygın bir gelire ve yaşam koşuluna sahip olması,
2. Gazetecilerin dürüst, ahlaki, sorumlu olacak şekilde sağlıklı çalışacağı kurumsal zeminlere ve koşullara sahip olması,
3. Gazetecilik etik ilkelerinin ve standartlarının tüm gazeteciler için uygulanabileceği kurumsal düzenlemelerin bulunması,
4. Bu kapsamda, her türlü dışsal etkiden bağımsız, özerk, kendi etik ilkelerini geliştiren, bütün gazeteciler ile medya kuruluşlarını etik açıdan denetleyecek güçlü ve yetkili bir Medya Öz Denetim Kurumu'na hava kadar su kadar ihtiyaç var.
Bu noktada, birbirini tamamlasa da konunun giderek açıldığının farkındayım. Belki başka vakitlerde Basın İlan Kurumu ve RTÜK gibi medyanın sağlıklı işlemesine hizmet etmeyen yapıları da ayrıntılı biçimde ele alıp konuşmak gerekir.
Şimdilik son söz:
Yukarıda ana hatlarıyla sunulan çerçevede mesleğini icra eden gazetecilere, muhabirlere, sunuculara, yorumculara, köşe yazarlarına ülke olarak çok ihtiyacımız var.
"Sui misal, emsal olmaz" yani "kötü örnek, örnek olmaz" diye bir söz vardır. Mevcut kötü koşullara ve bu koşullarda kötü gazetecilik, sunuculuk yapanlara bakıp ufkumuzu daraltmayalım.
Mesleğe kıymet verenlere ve gazeteciliğe yeni adım atacak gençlere yol açalım, imkânlar tanıyalım. Görün bakın, mesleğin itibar ve güven kazanmasıyla beraber kurumlar da nasıl ayağa kalkıyor, ülkeye faydalı işler yapıyor.
Beğen, Paylaş ve Yorum Yap
Diğer sosyal mecralarda da paylaşmayı sakın unutma :)
...
Emre Bağce imzasında diyor ki;
Hayata umutla bak.
Emre Bağce'nin Profili Emre Bağce'nin Tüm YazılarıBu Yazının Yorumları
Son Eklenenler
Son Yorumlar
Neslihan- 1 hafta önce
"Kendime bir hayat kurmuştum. Sonra o hayatın içine... Hayat Ağacı Kütüphanesi
Murat karaduman- 1 hafta önce
Okuyan ve beğenen arkadaşlara teşekkür ederim. Eleş... Hayat Ağacı Kütüphanesi
Derya Varcin- 3 hafta önce
Teşekkür ederim mutluluk hepimiz için olsun tüm güz... Gel Benimle