- Yazar: Murat karaduman
- Kategori: Kitap
- Bu yazı Okuryazar’a 9 saat önce eklendi ve şu anda 0 Yorum bulunmaktadır.
- Gösterim: 13
Sarmaşığın gölgesi
İnsan bazen en çok kalanı değil, en çok kalacak sanılanı kaybedince yıkılıyor. Çünkü giden kişi değil sadece; onunla kurduğun gelecek, alışkanlıkların, “nasıl olsa burada” rahatlığı da bavulunu toplayıp çıkıyor.
Başta hiç gitmeyecek gibiydi. Söz vermedi belki ama bakışları söz gibiydi. İnsan bazı bakışları tapuya çeviriyor, “artık burası benim güvenli alanım” diyor. Sonra hayat bir gün gelip o tapuyu elinden alıyor. Üstelik bağırıp çağırarak değil; gayet sakin, gayet mantıklı sebeplerle. Şartlar, zorunluluklar, mecburiyetler… İnsan aklı hepsini anlıyor. Ama kalp dediğin organ hukuk fakültesi mezunu değil. Gerekçeyi dinlemiyor.
Ona kızamamak daha da zor. Çünkü kızmak bir savunma mekanizmasıdır. “Sen suçlusun” dersin, kendini rahatlatırsın. Ama ortada suçlu yoksa? Sadece iki insan ve aralarına giren hayat varsa? İşte o zaman acı daha dürüst oluyor. Kaçacak bir öfke bulamıyorsun. Sadece kalbinin içindeki boşluğu dinliyorsun.
Biri sana iyi geliyorsa, onun yokluğu hastalık gibi çöküyor. Sanki vücudun alıştığı bir ilacı bir anda kesmişler gibi. Sabah mesajı yok. Gün içinde “bunu ona anlatmalıyım” dediğin anın devamı yok. Akşamları omzuna yaslanabileceğin o görünmez yer artık havada. İnsan bazen bir insana değil, bir hissin sürekliliğine bağlanıyor. Ve o süreklilik kırılınca dünya yerinden oynamış gibi oluyor.
En kötüsü de zamanlama. Hayat zaten üstüne üstüne gelirken, bir de en güvendiğin liman çekilince, denizin ortasında kalmış gibi hissediyorsun. “Herkes giderken o da gitti” cümlesi bir şikâyet değil aslında, bir yorgunluk itirafı. Çünkü insan bir kez terk edilmiyor; her gidiş, geçmişteki bütün gidişleri de uyandırıyor.
Peki ne yapılır?
Belki hiçbir şey. Bazen yapılacak tek şey, acının adını koyup onunla oturmaktır. Onu inkâr etmeden, küçümsemeden. “Geçecek” demek kolaydır ama bazı şeyler geçmez, şekil değiştirir. Bugün yakan bir ateş, yarın içini ısıtan bir anıya dönüşebilir. Ama o dönüşüm aceleye gelmez.
Sevgi bazen kalmak değildir. Bazen gitmek zorunda kalmaktır. Bazen de gidenin ardından kötüleşmemeyi seçmektir. İçindeki iyi tarafı korumaktır. Çünkü biri seni yarı yolda bıraktı diye sen yarım kalmak zorunda değilsin.
Canının yanması, kalbinin yanması; sevdiğinin kanıtı. Bu zayıflık değil. Bu, hâlâ hissedebildiğinin göstergesi. Ve hissedebilen bir insan, bir gün yine sevebilir. Belki aynı kişiyi değil. Belki aynı hikâyeyi değil. Ama yine derin, yine gerçek.
Şimdi yapman gereken şey güçlü görünmek değil. Dayanıklı bir maske takmak hiç değil. Sadece kendine biraz şefkatli davranmak. Çünkü herkes giderken senin de kendini terk etmeye hakkın yok.
Kalbin yanıyor diye kalbin kötü çalışıyor sanma. Bazen kalp yanarak büyür. Ve büyüyen bir kalp, bir gün daha sağlam sever.
Beğen, Paylaş ve Yorum Yap
Diğer sosyal mecralarda da paylaşmayı sakın unutma :)
...
Bu Yazının Yorumları
Son Eklenenler
Son Yorumlar
Mesut Koç- 2 hafta önce
Eğitim, deneyim, liyakat gideli çok oldu. Dönmeleri... 21 Mayıs 2026
Zeliha- 2 hafta önce
Gürültülü panayırını bırakıp sakin bir ağaç gölgesi... Her Şeyin Anlık Olduğu Bir Yerd...
Mustafa Atagün- 1 ay önce
Yapacak çok şey vardır. İnsanlık bunu gönlümüzün is... Yağma Düzeni