Okuryazar / Yazılar / Ekmek Arası Yaşam yazısını görüntülemektesiniz.

Bu bölümde yer alan yazılar Okuryazar üyelerinin; profillerinde, çeşitli kategorilerde yazdıkları bireysel yazıları, deneme, şiir, öykü, makale, bilimsel araştırma vb. tarzda yazdıkları yazılar ile oluşturulmaktadır.

5 kişi bu yazıyı beğendi
Beğen
Ekmek Arası Yaşam

Ekmek Arası Yaşam

“Elini sıcak sudan soğuk suya değdirmemek” deyiminin ne anlam ifade ettiğini sanırım en çok kadınlar bilirler. İnternet arama motoruna bu deyimi yazdığınız da şöyle bir cevap alırsınız: “(kadın için) hiçbir ev işine elini sürmemek, ev işi yapmamak, çok rahat yaşamak.”

Biri size “Elini sıcak sudan soğuk suya değdirmeyeceğim.” derse ufak bir tebessümü eksik etmeyin olur mu? Zira Müslüman bir kadının fıtratı gereği değildir, evinin hizmetini yapmamak.Bu zihniyet olsa olsa teknolojiyi kapitalist kullanıma yönlendiren, “yardımlaşma” dan çok “hizmetçi tutma” yı aşılayan zihniyetin tezahürüdür.

İşte bu zihniyet, “kolaylık” olarak lanse ettiği, bugün etkisi daha fazla hissedilen, halk dilinde “abur cubur” diye tabir edilen fast(çabuk) food(yiyecek) beslenmenin de önünü açmış, kadını mutfağından, çocukları hareketli yaşamlarından koparmıştır.

Doğmak, yaşamak, ölmek nasıl ki fıtrat gereği ise, bir annenin çocuğunu kendi başına yemek yemeyi öğrenene kadar beslemesi ve ardından sağlıklı bir şekilde beslenmeye yönlendirmesi de yine fıtrat gereğidir. Beslenmenin sadece “karın doyurmak” olarak algılandığı bir ailede fast food beslenme türünün yaygınlaşması olağandır.

Ailede kadın, buzdolabına format atıp, mutfağını sağlıklı ve helal beslenmek için bir atölyeye, sofrasını suffaya dönüştürdüğünde bir zincirin ilk halkasını oluşturmuş olur ki sünnet de gelecek nesilde vücut bulsun.

Bilhassa çalışan annelerin sabah kahvaltısını atlaması veya poğaça, simit ile geçiştirmesi, bir babanın çocuğu ile iletişiminde etkili olabilmek için şekerleme türü ürünleri çok sık alması, anne ve babanın adımlarını takip eden çocuklar için yanlış bir örnektir. Sonuç olarak; kahvaltı yapmayan veya kahvaltıyı sağlıksız geçiştiren, ödül olarak sürekli abur cubur beklentisi içine giren çocuklardan ibaret bir nesil peyda olur.

Bilimsel adı Mono Sodyum Glutamat(MSG), halk dilinde ise “Çin Tuzu” diye ifade edilen MSG’nin abur cubur ürünlere eklenerek ne kadar kötü bir tadı olsa da o hazır gıdanın damakta çok lezzetli bir tat bırakması sağlanıyor. Ve yedikçe yeme isteği duyumu artıyor. Ardından kişiyi bağımlı hale getiriyor. Ve Alzheimer, Parkinson, Çocuklarda Büyüme Geriliği gibi hastalıklara sebebiyet veriyor.

Yapılan bir deneyde, abur cuburların bağımlılığa sebep olma şekli üç denek üzerinde gözlemleniyor. Deneklerden birisi sadece sağlıklı yiyeceklerle besleniyor; ikincisi çoğunluğu sağlıklı yiyecekler; üçüncüsü ise sadece abur cubur yiyor. Denekler yemek yedikleri esnada ayaklarına elektrik veriliyor. Sadece sağlıklı beslenen denek, yemeyi hemen durdurarak tepki veriyor. İkincisi bir süre sonra yemeye son verirken, üçüncüsü yani abur cubur ile beslenen denek ise elektriğe tepki vermeyip yemeğe devam ediyor.

Bu deneyden de çok açık anlaşılacağı gibi kapitalizmin çelik dişlilerine çomak sokacak beklenen ve özlenen gençlik, yine kapitalizm oyunları ile kandırılıyor, dünyaya geliş gayeleri unutturuluyor. 

Ekilenin biçildiği dünyada, Allah’ın bize verdiği nimetlerin kimyasıyla oynayanlar ve bu düzene karşı olmayanlar için Rab şöyle buyuruyor;

“İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Dönmeleri için Allah, yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır.” (Rûm Sûresi 30/41).

Ayrıca Efendimiz’in (sas), Medine’de, hurma ağaçlarını aşılayan insanlara bunu yapmamaları öğüdünü ve sahabenin, yeterli mahsul alamamaları sebebiyle izin istemeleri üzerine “Siz dünya işlerini daha iyi bilirsiniz.” sitemi de Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) üzerinde çalışan ve destekleyen insanlar için açık mesajdır.

Alışveriş sepetinden, sofraya edinilen yanlış beslenme alışkanlıklarını değiştirmek ve beslenmenin davranışları da etkilediğini unutmamak gerekir. Zira Peygamber Efendimiz(s.a.s.) ve ashabının da buna dikkat ettiğini, alınan her gıdanın, insanın iyi ya da kötü davranmasına yol açan enerjiye dönüştüğünün farkında oldukları için yemeğin nasıl bir davranışa vesile olacağının endişesini taşıdıklarını ve hayırlı işler yapmalarına vesile kılması için Allah'a şükür ve niyazda bulunduklarını biliyoruz.

Velhasılıkelam, bozuk düzenin çarkına takılan anne ve baba, gelecek nesli de peşinden sürüklediğini unutmamalıdır. Kapitalizm, henüz ergenliğe girmemiş çocuklarda oluşan aşırı vücut kıllanması, bölgesel obezitenin artışı ve ardından gelen psikolojik sorunlarla ülkenin genç zihinlerini meşgul ederek, çoğu ülkenin top ve tüfekle yapamadığı etkiyi yediklerimiz ve içtiklerimiz ile yapmaktadır.

Beğen, Paylaş ve Yorum Yap
Diğer sosyal mecralarda da paylaşmayı sakın unutma :)
...
Dyt.Merve Başyiğit imzasında diyor ki;

Kutsal inadı olanlar gerekli...

Dyt.Merve Başyiğit'ın Profili Dyt.Merve Başyiğit'ın Tüm Yazıları

Bu Yazının Yorumları

Son Eklenenler
Son Yorumlar

Emre Bağce- 2 hafta önce

Var olasın Onur. Selamlar:-)Selamlaşmak ne demektir?

Onur Karaman- 2 hafta önce

Gūnumuzde, Selamın degerinin azaldığını, hatta menf...Selamlaşmak ne demektir?

Mehmet Cevat Yıldırım- 2 hafta önce

Teşekkür ederim Emre Hocam :) Sevgilerle...Bir Şenlikli Araç Olarak Bisikl...
Daha Fazlasını Gör