- Yazar: HÜSEYİN ÇAĞLAYAN
- Kategori: Toplum, Yaşam
- Bu yazı Okuryazar’a 1 saat önce eklendi ve şu anda 0 Yorum bulunmaktadır.
- Gösterim: 5
AÇLIK SINIRI VAR DA TOKLUK SINIRI YOK MU?
AÇLIK SINIRI VAR DA TOKLUK SINIRI YOK MU?
Açlık sınırı diye diye yıllardır mutfak enflasyonunu, asgari ücretin erimesini konuşuyoruz ama kimse çıkıp "Peki doyma sınırı ne kadar, tok kalma maliyeti kaç?" demiyor. Çünkü o sınırın adı yok, üst sınırı da yokmuş gibi davranılıyor.
Ocak 2026'da dört kişilik ailenin açlık sınırı 31.224 TL olmuş. Yani sağlıklı beslenmek için ayda minimum 31 bin lira gerekiyor. Bir anlamda bu rakamın altında gelir elde edenler aç kalacak demek. Peki ya tok olmak? Yani karnı doyurmak, biraz da keyif almak, arada et yemek, tatlı yemek, misafir ağırlamak... onun sınırı yok mu? Yoksa tok olmak bir lüks mü oldu?
Dört kişilik bir aile 3 öğün sadece simit ve çay tükettiği takdirde günlük harcaması 480 TL, aylık harcaması ise 14 bin 400 TL oluyor. Mevcut -yaygın olarak- en düşük emekli maaşı ise 20 bin lira. Yani geriye 5 bin 600 TL kalıyor.
Çay ve simit hesabıyla devam edelim:
Yeni asgari ücret ise 28 bin 75 TL oldu. yine 4 kişilik bir ailenin aylık çay-simit ile beslenmesinden elinde 13 bin 775 TL kalacak.
Peki kalan para ile, bir emekli, bir asgari ücretli kira, okul masrafları, elektrik ve su faturaları gibi giderleri karşılaması nasıl mümkün olacak?
Açlık sınırı bilimsel olarak, tek tek hesaplanıyor: protein, karbonhidrat, yağ gramı gramına... Ama tokluk sınırı? O tamamen subjektif. Birisi için bir tabak yemek açlıktan kurtulmak demekken, diğer taraftan sınırsız yiyip, içmek tıka basa doymanın sınırı yok. Belki de TÜRK-İŞ bir de 'tokluk sınırı' hesaplarsa asgari ücretli, emekli nasıl geçiniyor onu da görmüş oluruz.
Bu sınırın altında kalanlar, ne zaman "Bu ay tok kaldık, maaş yetti, oh be!" diyebilecek?
Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 101.706,40 TL’ye, bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ de aylık 40.540,91 TL’yeyükselmiş durumda.
Ama net asgari ücret hâlâ 28.075 TL civarında kalıyor. En düşük emekli maaşı 20.000 TL. Yani asgari ücretli aileler, tek emekli maaşı ile geçinen aileler açlık sınırının altında yaşamını sürdürmeye çalışırken, bekar birisi bile zar zor nefes alıyor.
Bu arada, aslında tokluk sınırı var ama adı farklı: 'Refah sınırı', 'mutluluk sınırı', 'insan onuruna yakışır yaşam sınırı'... Ama onları hesaplamaktan kaçırıyorlar. Çünkü hesaplasalar, ortaya çıkan rakam o kadar yüksek olur ki, millet 'Yahu biz niye bu kadar aç kalıyoruz?' diye sorar. O soru tehlikeli.
En acı kısmı şu:
Bir yanda milyonlar "Bu ay karnımızı nasıl duyuracağız?" diye hesap yaparken, öbür yanda birileri çıkıp "500 bin lira bana yetmiyor" diyebiliyor, adeta alay eder gibi.
Tamam, "tok, açın halinden anlamaz" diye biliriz. Empati yeteneğiniz de gelişmemiş olabilir. Ama alayda etmeyin!
Belki de sorun açlık sınırının yüksek olması değil. Sorun, tokluk sınırının hayal bile edilememesi. Açlık resmi istatistik, tokluk ise ancak rüyada görülüyor.
Bu ülkede açlık sınırı her ay güncelleniyor.
Tokluk sınırı ise hâlâ taslak aşamasında.
Ve o taslağı kim hazırlayacak?
Ne tuhaftır ki; muhtemelen aç kalanlar değil!...
https://yaziyorummakale.blogspot.com/2026/02/aclik-siniri-var-da-tokluk-siniri-yok-mu.html
https://x.com/hseynalayan1
Beğen, Paylaş ve Yorum Yap
Diğer sosyal mecralarda da paylaşmayı sakın unutma :)
...
Bu Yazının Yorumları
Son Eklenenler
Son Yorumlar
Ömer Can Talu- 3 saat önce
Kıymetli hocam, sanırım bütün bunların altında yata... Neo-Arabesk Toplum
Emre Bağce- 16 saat önce
Küçük bir kesişim noktası ve halimize ahvalimize da... Neo-Arabesk Toplum
Emre Bağce- 16 saat önce
Teşekkür ederim Demet, bin yaşa. Neo-Arabesk Toplum