Okuryazar / Dergi / Kibritçi Kız yazısını görüntülemektesiniz.
  • Yazar: Okuryazar Editöryal
  • Kategori: Edebiyat
  • Etiketler: Andersen Masalları
  • Bu yazı sitemize 3 ay önce eklendi ve şu anda 1 Yorum bulunmaktadır.
  • Gösterim: 79
2 kişi bu yazıyı beğendi
Beğen
Kibritçi Kız

Kibritçi Kız

Yılın son günüydü. Hava çok soğuktu. Lapa lapa kar yağıyordu. Akşam olmak üzereydi. Dışarıda başı açık, yalın ayak küçük bir kız yürüyordu. Sabah evden çıkarken ayağında annesinin eski bir ayakkabısı vardı. Ama ayakkabılar büyük geliyordu.


Karda yürürken ayakkabılarını düşürüp kaybetmişti. Şimdi küçük kızın ayakları soğuktan morarmıştı. Elindeki kibritleri satmaya çalışıyordu. Ama sabahtan beri bir kutu bile satamamıştı.


Soğuktan donmak üzereydi. Karnı çok acıkmıştı. Evlerden mis gibi yemek kokuları geliyordu. Küçük kız, kibrit satamadığı için eve gidemiyordu. Çünkü babası çok kızacaktı. Zaten evleri de sokaklardan daha sıcak değildi. Kızcağız bir evin köşesine büzüşerek oturdu.


O kadar üşümüştü ki bir kibrit yakıp ısınmayı düşündü.


Kutudan bir kibrit çıkardı ve yaktı. Kibriti ellerinin çevresinde gezdirdi. Sanki gürül gürül yanan bir sobanın alevi ile ısınıyordu. Kibrit birden söndü.


Bir kibrit daha yaktı. Kibritin ışığı duvarı aydınlattı. Duvar birden kayboldu sanki. Şimdi evin içerisi görünüyordu. İçeride bir sofra kurulmuştu. Sofrada nar gibi kızarmış bir tavuk duruyordu.


Tam elini uzatıp kızarmış tavuğu alacağı sırada kibriti söndü. Küçük kız o an karşısında tekrar karanlık duvarı gördü.


Kız bir kibrit daha çaktı. Bu kez süslü bir çam ağacının altında buldu kendini. Etrafta çeşit çeşit oyuncaklar vardı. Ağacın güzelliği karşısında açlığını ve üşümesini unuttu.


Oyuncakları almak için uzandığında, elinde yanan kibrit yine söndü. Ağaç birden ortadan kayboldu. Ağacın kaybolduğu yerde pırıl pırıl yanan yıldızlar duruyordu. Hemen bir kibrit daha yaktı küçük kız. Bu kez kibritin alevi daha fazla aydınlatmıştı etrafı. Bu aydınlığın içinde büyük annesi belirdi.


Büyük annesi sevgiyle, güler yüzle duruyordu karşısında.


- Büyük anne! Diye bağırdı. Beni de götür büyük anne! Biliyorum, o sıcak soba, nar gibi kızarmış tavuk, o güzel ağaç gibi sen de gideceksin.


Kibritin alevleri küçülmeye başlayınca aceleyle kibritleri arka arkaya yakmaya başladı. Çok sevdiği büyük annesinin gitmemesi için yalvarıyordu. Alevlerin içinde büyük annesi daha da yaklaşmıştı. Kollarını küçük kıza uzattı.


Bir kibrit daha yaktı küçük kız. Ortalık gün gibi aydınlanmıştı. Büyük annesi hiç böylesine güzel görünmemişti gözüne. Onun sevgi dolu yüzü bütün acılarını unutturuyordu. Elinde kalan son kibriti de yaktı.


Bu sırada büyük annesi kollarını uzatarak onu kucağına aldı. Küçük kız birden rahatladığını hissetti. Artık ne soğuk vardı, ne de açlık.


Ertesi sabah oradan geçenler kibritçi kızı ölü bulmuşlardı.


Oturduğu köşede incecik şalına sarılmıştı. Yüzünde tatlı bir gülümseme vardı. Görenler onun soğuktan donarak öldüğünü anlamışlardı.


Kibritçi kızın önünde yanmış kibritler duruyordu.


- Zavallı kızcağız! Kibritleri yakarak ısınmak istemiş, diyorlardı.


Ancak hiç kimse, onun gördüğü güzel hayalleri bilmiyordu. Küçük kız, çok sevdiği büyük annesine kavuşmuştu.



Andersen Masalları
Kibritçi Kızın Hikayesi

Beğen ve Yorum Yap
Sosyal Mecralarda da paylaşmayı sakın unutma :)

Bu Yazının Yorumları

  • Emre Bağce
    Emre Bağce Einstein'dı sanırım, çocuklarınızın zeki olmasını istiyorsanız onlara peri masallar okuyun demişti; çok haklı. Sadece çocuklarımıza değil, büyüklerimize de masal okumayı hatırlatmak gerek. Galiba şu dönemde, Andersen gibi insanlara çok ihtiyacımız var.
Son Yorumlar

Emre Bağce- 1 ay önce

Yunus Emre yılında daha çok okumalıyız Yunus'u. Anl...İşitin ey ulular ahir zaman olı...

Ekrem celikel- 2 ay önce

Evet,insani tüm korkularıdan, streslerinden,endişel...Pireler

Mustafa Börekçi- 2 ay önce

insan bademe kıyıp çorba yapar mı a canımBadem Çorbası
Daha Fazlasını Gör