Okuryazar / Kitaplar / Türk Halk Bilimi Araştırmaları isimli kitabı görüntülemektesiniz.
Türk Halk Bilimi Araştırmaları

Türk Halk Bilimi Araştırmaları

1 kişi beğendi
0 kişi okudu
0 kişi inceledi ve yorumladı
0 kişi alıntıladı ve paylaştı
Hakkında

Türk Halk Bilimi Araştırmaları

Türk Halk Bilimi Araştırmaları - Editör: Haktan Kaplan Pdf E-kitap Oku / İndir

Haktan Kaplan'ın editörlüğünü yaptığı Türk Halk Bilimi Araştırmaları kitabı Okuryazar'ın dijital kitaplığında. Pdf e-kitap olarak okuyabilir, dilerseniz indirebilirsiniz.


Türk Halk Bilimi Araştırmaları Hakkında

Aydınlanma Dönemi'nde Avrupa’da akılcılık ön plandayken, İngiltere’de James Macpherson Osian takma adıyla halk şiirlerinden oluşan bir eser yayımladı. Eser, halk edebiyatını yücelten Ossiancılık akımının doğmasına neden olmuştur. Bu akım, özellikle Herder üzerinden Almanya’ya taşınmış, folklorun bilimsel temellerini atmıştır. Herder’in “volkskunde” terimi ve ulusal veya milli ruh anlayışı, folklor çalışmalarına yön vermiştir. Grimm Kardeşler ise bu yaklaşımı uygulamaya geçiren önemli isimler olmuştur. 19. ve 20. yüzyıllarda folklor, halk kültürünün ve ulusal kimliklerin inşasında önemli bir rol oynamıştır.

Türkiye’de folklor kavramı, 1914 yılında Fuad Köprülü’nün İkdam Gazetesi’nde yayımladığı makaleyle bilimsel bir disiplin olarak ortaya çıkmıştır. Ardından Ziya Gökalp ve Rıza Tevfik gibi isimler folklor çalışmalarını sürdürmüş, Cumhuriyet döneminde bu alan Atatürk’ün "Kültür temeldir" sözü doğrultusunda kurumsallaşmıştır. Pertev Naili Boratav, İlhan Başgöz, Mehmet Kaplan gibi birçok araştırmacı Türk halk bilimine katkıda bulunmuştur.

Bu kitap, halk kültürünü kayıt altına almayı amaçlayan çeşitli akademisyenlerin çalışmalarını içermektedir. Prof. Dr. Fuzuli Bayat, Dîvânu Lugâti’t-Türk’teki atasözlerini kültürel çerçevede; Dr. Meriç Kurtuluş, yılkılık geleneğini; Dr. Aydın Göktaş, Nasreddin Hoca’nın sinemadaki yansımalarını; Dr. Betül Demirelma, Amasya’daki dua ve beddua pratiklerini; Dr. Miyase Güzel Yanpınar ise Konya’daki ocak temelli halk hekimliğini incelemiştir. Bu çalışmalar, halk bilimi alanına kaynaklık etmek üzere derlenmiştir.


Türk Halk Bilimi Araştırmaları - İçindekiler

Kitap içindeki 5 bölüm yazısına dair ayrıntılı bilgiler aşağıda yer alıyor.


Çerçeve (Frame) Teorisi Bağlamında Kaşgarlı Mahmud’un Kıtâbu Dîvânu Lugâti't-Türk Eserinde Atasözleri

Fuzuli Bayat

Bu makale, Çerçeve (Frame) Teorisi bağlamında Kaşgarlı Mahmud'un Dîvânu Lugâti't-Türk eserindeki atasözlerini incelemektedir. Çerçeve Teorisi, dilin anlam üretimi bağlamında belirli zihinsel yapılar ve çerçeveler üzerinden düşünmeyi önerdiği için, atasözleri bu teori ışığında hem Kaşgarlı Mahmud'un açıklamaları hem yapay zekanın hem de Çerçeve Teorisinin yorumlarıyla analiz edilmiştir. Bu yazıda, atasözlerinin dilsel yapılarındaki bileşimsel rolü ele alınarak, çerçeve teorisinin temellerine dair genel bir bakış sağlanmış ve bu teorinin atasözlerinin anlam dünyasına katkıları tartışılmıştır. Makalede, Frame Teorisi detaylı bir şekilde açıklanmış, çerçeve kavramının ne olduğuna dair bazı veriler sunulmuştur. Çerçevenin özellikleri, alt çerçeveler ve kültür ile çerçeve arasındaki etkileşimler üzerinde de durulmuştur. 

Dilbilimsel açıdan, Çerçeve Teorisi'nin dildeki anlamın nasıl şekillendiğine dair sunduğu bakış açısı, dildeki sosyal ve kültürel bağlamların analizine olanak sağlamaktadır. Özellikle doğal ve sosyal çerçeveler arasındaki farklar da vurgulanarak, bu iki kategorinin atasözleri üzerinde nasıl farklı etkiler yarattığı ortaya konmuştur.

Makalenin ana kısmı, Çerçeve Teorisi'ni kullanarak Dîvânu Lugâti't-Türk'teki atasözlerini üçlü bir aşamada analiz etmektedir. Ayrıca atasözlerinin sunduğu anlamların çerçevesi üzerinde durulmuş ve genellikle belirli bir konu yerine atasözlerinin içerdiği evrensel anlamlar doğrultusunda genel çerçeveler oluşturulmuştur. Kaşgarlı Mahmud'un eserinde yer alan atasözlerinin, dönemin Türk toplumunun kültürel kodlarını nasıl yansıttığına dair çıkarımlar yapılmıştır. Böylece, atasözlerinin sadece dilsel değil, aynı zamanda toplumsal birer göstergeler olarak işlev gördüğü anlaşılmaktadır. Çerçeve Teorisi'nin, atasözlerinin kültürel bağlamda anlamlandırılmasındaki katkıları vurgulanmış, atasözlerinin dünyasını daha derinlemesine anlamada ne denli etkili bir araç sunduğu ortaya konulmuştur. 

Özetle, bu çalışma, atasözlerinin kültürel ve dilbilimsel değerlerini daha iyi anlamak için Çerçeve Teorisi'nin etkili bir yöntem sunduğunu gözler önüne sermektedir.


Yılkılık Geleneğinin Türk Edebiyatına Yansımaları

Meriç Kurtuluş

Bu kitap bölümünde Türk folklorunda hakkında bilgi edinilmesi kolay olmayan bir gelenek olan yılkılığın izleri sürülmüştür. Yılkılık geleneğiyle Orta Asya'da yılkı atlarına sürüler halinde bakıp onları genelde ordu için yetiştirmeyi hedefleyen at çobanları ve yılkı atlarıyla ilgili âdetler ve davranış özellikleri kast edilmektedir. Yılkı atlarının geçmişte bir çobanın ve yılkının başında bulunan bir atın önderliğinde doğada sürü halinde dolaşarak yetiştikleri, Türklerin göçebe hayat tarzını terk ederek yerleşik hayata uyum sağlaması sonucunda söz konusu geleneği unuttukları anlaşılmaktadır. Unutulmuş bir meslek olan at çobanlığının inanç dünyasında temsil ettiği değerlere ve atların ehlileştirilerek savaşçının yoldaşına dönüştürme sürecine Türk dünyasının sözlü kültür ürünlerinde, özellikle de destanlarında rastlanmaktadır. Bu makalede öncelikle Türk dünyasının çeşitli destanlarında at çobanlığının ve sürüler halinde yetiştirilen yılkı atlarının izleri sürülmüştür. Söz konusu seçilmiş destan anlatılarında at çobanlığının epik kahramana dönüşme sürecinde alp tipi savaşçının  öğrenmesi gereken bir meslek olduğu fark edilmiştir. Destanlarda bir kahramanın yılkı atlarını güdebilmesi ile halkı ve  beyliği/devleti üzerinde kontrolü sağlayabilmesi arasında koşutluk kurulduğu anlaşılmıştır. Türk dünyasının çeşitli destanlarında kahramanın yetişme sürecinde çarpışmalara katılmadan önce atları gütmeyi öğrendiği sahneler bulunduğu tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra at çobanlığının Türklerin İslamiyet öncesi inanç sistemlerinde mitolojik işlevlerinin olduğu ortaya konulmuştur. Makalenin son bölümünde ise Cengiz Aytmatov'un ilk kez 1966 yılında basılan Elveda Gülsarı başlıklı romanında yılkılık geleneği hakkında verdiği bilgiler değerlendirilerek yazarın neden söz konusu folklor unsurunu merkeze alan bir roman yazmayı hedeflediği tartışılmıştır. Aytmatov unutulmuş bir gelenek olan at çobanlığını Sosyalist bir devlette sürdürmenin güçlüklerini göz önüne sererek ve Kırgız Türklerinin yaşadığı baskılara odaklanarak Sovyet rejiminin Türk Dünyası halklarının kimlikleri ve kültürlerini yaşatma konusunda uyguladığı baskılarla ilgili okurda farkındalık uyandırmayı amaçlamıştır. Aytmatov, unutulmuş bir geleneği kurmaca aracılığıyla sonraki kuşaklara aktarmayı ve okurlarının zihinlerinde tekrar canlı kılmayı hedeflemiştir.


Nasreddin Hoca'nın Türk Sinemasındaki Ardılları

Aydın Göktaş

Bir filmin her zaman ön planda olması için yapılması gereken en önemli işlerden birisi halkın duygularına ve düşüncelerine hitap etmektir. Türk sinemasına geçmişten günümüze kadar bakıldığında, ön planda olan filmlerin içerisinde halkın içinden unsurların olduğu görülmektedir. Sinema alanında ter döken bütün yönetmenler, yapımcılar, senaristler, oyuncular bu duruma gerekli titizliği göstererek yaklaşıp ortaya başarılı filmler çıkarmışlardır. Halkın duygu ve düşüncelerine hitap etmek için izlenen yollardan birisi, halka ait kültür unsurlarını filmler içinde kullanmaktır. Bu vesileyle sözlü kültürün anlatıları ve anlatı kahramanları, senaristler ve yönetmenler için bir kaynak durumuna gelmektedir. Böylelikle halkın hafızasında yaşayan anlatı türleri görsel ve hareketli bir anlatıya dönüşerek bir aktarım sürecine girmektedir. Aktarım sürecinde, anlatı türleri kimin zaman doğrudan kullanılmakta, kimi zamanda bazı dönüşümlere uğramaktadır. Türk mizahının sembolü olan Nasreddin Hoca'nın fıkraları da sinema filmlerinin ve televizyon dizilerinin senaryo ihtiyacını karşılayabilecek nitelikte anlatılardır. Bu doğrultuda diğer anlatı türleri ve kahramanları gibi Nasreddin Hoca tipi ve fıkraları da Türk sinemasında ve televizyon dizilerinde kullanılmıştır. Hoca; Türk sinemasının ve dizilerinin içerisinde kimi zaman fıkralarıyla kimi zaman da şahsiyetiyle yer almıştır. Öyle ki, Hoca komedi alanında ter döken çoğu aktör için bir usta ve ilham kaynağı özelliği taşımaktadır. Bu çalışmada söz konusu aktörlerin Hoca'yı sinemada ve televizyonda nasıl temsil ettikleri incelenmiştir.


Amasya'da Sözlü Halk Kültürünün Bir Parçası Olarak Dua ve Beddua Pratikleri

Betül Demirelma

Millet olmanın en önemli gereklerinden biri de nesiller boyunca aktarılacak olan bir birikime sahip olmaktır. Yüzyıllar içerisinde milletler birtakım ortak değerler meydana getirir, üretir ve bu birikimler dinamik bir yapı ve süreklilik arz eder. Bunlardan biri de şüphesiz sözlü kültür ürünleridir. Tarihî süreç içerisinde toplumun en önemli yapı taşlarından biri olarak kalıplaşan bu sözler pek çok durum karşısında bireyin duygu ve düşüncelerini ifade etmeye yarar. Bunlardan biri de alkış (dua) ve kargış (beddua)lardır. İnsanoğlunun karşılaştığı olaylar ve durumlar karşısında duygu ve düşüncelerini başkalarına iletme ihtiyacının karşılığı olarak dile getirilen dualar ve beddualar aslında duygusal tepkiler olarak düşünülebilir. İyiliğin, güzelliğin ve doğru olan her türlü durumun övgü dolu sözleri içinde barındıran dualarla ifade edildiği; kötülüğün, yanlışın ve çirkin olan her türlü durumun karşısında bir anlamda insanın haykırışı, nefreti olarak karşılık bulduğu beddualar sözlü kültürde önemli bir yer tutar ve pek çok farklı işlevlerde kullanılır.   Türk edebiyatında en nadide örneklerini Dede Korkut Hikâyeleri'nde gördüğümüz “alkışlar (dualar)” ve “kargışlar (beddualar) Türk sözlü edebiyatının en yaygın örneklerini meydana getirmektedir. En az ele alınıp incelenmesine rağmen dualar ve beddualar iyilik, iyi olma hâli, güzel temenniler ile birlikte kötülük, kötü olma, kötülüğü isteme ve öfkeyi ifade etmesi bakımından sözlü kültürün en yaygın biçimlerini oluşturmaktadır. İyi dileği, iyiyi ve güzeli yansıtan dualar beddualara nazaran daha dikkat çekici olmuştur. Dua ve beddua geleneğimize kültür katkısıyla özellikle dua konusunda İslamiyet'in çok güçlü ve önemli bir etkisinin olduğu görülmektedir. Duygu ve düşüncelerin ifadesini kolaylaştıran bu sözler sözlü kültürümüzün ayrılmaz bir parçası hâline gelmiştir. Bu çalışmada Amasya duaları, bedduaları anlam ve işlevsellik bakımından incelenmiştir.


Ocak Temelli Halk Hekimliği Uygulamaları: Konya Örneği

Miyase Güzel Yanpınar

Halk hekimliğinde "ocaklı" terimi, özel bir yeteneğe veya manevî bir güce sahip olduğuna inanılan, kuşaktan kuşağa aktarılan bir şifa geleneğinin üyesi olan kişileri ifade eder. Ocak halk arasında hastalıklara şifa veren, özellikle kırık çıkık, yılan/böcek sokması, yanık, al basması ve nazar gibi durumlara müdahale eden ailelere veya kişilere verilen isimdir. Bu ailelerde ya da bireylerde şifa verme yeteneğinin doğuştan geldiğine veya "manevi bir el" tarafından verildiğine inanılır. "Ocaklı olmak" o aileye mensup olmak veya bu yeteneği taşıyanlardan biri olmak anlamına gelir. Ocaklı kişiler genellikle dua, el koyma, bitkisel tedavi, üfleme veya geleneksel yöntemlerle iyileştirme yaparlar. Bu donanımlar çoğunlukla sözlü olarak, bir ustadan çırağa veya aile içinde kuşaktan kuşağa aktarılır.Ocaklı ifadesi halk hekimliği uygulamalarında sağaltmayı gerçekleştiren kişiyi, ocaklı ise sağaltma gücüne sahip olan aileyi ya da ailenin bulunduğu konumu, evi ifade eder. Halk arasında sağaltma amacıyla gidilen kutsal türbe ve mezarlar, su kaynakları, şifa verme gücü olan taşlar ve ağaçlar için de ocak kelimesi kullanılmaktadır. Ocaklı adlandırılması ise ocak sahibi ailenin sağaltma gücü olan üyesi için kullanılır. İlk dönem Türk İnançlarının izlerini taşıyan sağaltma ocakları ve bu ocaklara bağlı yapılan uygulamalar Anadolu'da varlığını sürdürmektedir. Ocaklar bugün yaygın olarak alternatif tıp tedavileri olarak varlığını devam ettirmektedir. Bu çalışmada Konya'da "ocak" veya "ocaklı" olarak kabul edilen kimselerin yaptıkları sağaltma tedavileri ve bu iyileştirmeleri gerçekleştiren ocaklı kimselerin uyguladıkları tedavi yöntemleri hakkındaki görüşleri ve sosyo-kültürel tutumları aktarılmış olup çalışmanın sonunda kaynak kişi tablosu ve Konya'da ocaklıların uygulamış olduğu tedavilere ilişkin bir tablo verilmiştir.


Konu: Türk Halk Bilimi Araştırmaları Haktan Kaplan Türk halk bilimi, Türk Folklorü, Kültür E-kitap oku, E-kitap indir, Pdf kitap oku, Pdf kitap indir

Kitap Yorumları

Şu yazılar da ilginizi çekebilir