Kıskançlık, kaygı, karamsarlık vb. gibi herhangi bir ruhsal bozukluk, kişinin düşüncelerinde karışıklığa neden olur. Olmayan bir şey hakkında düşünür ve onu koyu renklere boyar. İyimser biri ise tam tersine, buharını pembe veya parlak renklere boyar. Hepsi bir, buhar ve gerçekçiliği yok.
Tepedekilere gösteriş yapmaya çalışıyorsan boşuna çabalıyorsun. Seni hâlâ küçümseyecekler. Ve eğer aşağıdakilerin önünde gösteriş yapmaya çalışıyorsanız, yine boşuna uğraşıyorsunuz. Seni kıskanacaklar, hepsi bu. Durum hiçbir şeyi değiştirmez.Yalnızca sıcaklık, bir insanı diğerleriyle eşit kılar.
“Burada nefret ettiğin bir şey varsa, Kendinsin dayanmak güç olsa da. Çünkü ben senim, sen de ben. Kendinde değersiz gördüğünden nefret ediyorsun. Kendinden nefret edip, onu ben zannediyorsun.“
Balamut şöyle der: "İnsan tam mutlu olacağı anlarda, "kesin kötü bir şey olacak" düşüncesini fısılda; kendi mutluluğunu kendi elleriyle boğsun."
Şeytan şöyle der: "Boş zamanın kendi içine dönmek için bir fırsat olduğunu unuttur; boş kaldığı her anı gürültüyle doldurması için ona sürekli yeni bir meşguliyet ver."
Başkalarının kusurlarıyla uğraşmak yerine, kendi içindeki "sessiz toparlanmayı" ara. İnce bir zekâ, gösterişsiz bir şıklık ve entelektüel bir mesafe; işte modern zamanın en büyük ihtiyacı bu.
"Eğer bir insanı sadece giyim tarzını beğenmediğiniz için yargılıyorsanız, kendiniz 'iyi-kötü' merdiveninde o kişiden bir basamak aşağı düşersiniz; çünkü etrafa negatif enerji yayıyorsunuz."