Kıskançlık, kaygı, karamsarlık vb. gibi herhangi bir ruhsal bozukluk, kişinin düşüncelerinde karışıklığa neden olur. Olmayan bir şey hakkında düşünür ve onu koyu renklere boyar. İyimser biri ise tam tersine, buharını pembe veya parlak renklere boyar. Hepsi bir, buhar ve gerçekçiliği yok.
Tepedekilere gösteriş yapmaya çalışıyorsan boşuna çabalıyorsun. Seni hâlâ küçümseyecekler. Ve eğer aşağıdakilerin önünde gösteriş yapmaya çalışıyorsanız, yine boşuna uğraşıyorsunuz. Seni kıskanacaklar, hepsi bu. Durum hiçbir şeyi değiştirmez.Yalnızca sıcaklık, bir insanı diğerleriyle eşit kılar.
“Burada nefret ettiğin bir şey varsa, Kendinsin dayanmak güç olsa da. Çünkü ben senim, sen de ben. Kendinde değersiz gördüğünden nefret ediyorsun. Kendinden nefret edip, onu ben zannediyorsun.“
Başkalarının kusurlarıyla uğraşmak yerine, kendi içindeki "sessiz toparlanmayı" ara. İnce bir zekâ, gösterişsiz bir şıklık ve entelektüel bir mesafe; işte modern zamanın en büyük ihtiyacı bu.
"Eğer bir insanı sadece giyim tarzını beğenmediğiniz için yargılıyorsanız, kendiniz 'iyi-kötü' merdiveninde o kişiden bir basamak aşağı düşersiniz; çünkü etrafa negatif enerji yayıyorsunuz."
"Mesele şu ki, her insan kendisi için herhangi bir kaderi seçmekte özgürdür. Sahip olduğumuz tek özgürlük seçim özgürlüğüdür. Herkes istediğini seçebilir."
Hareketi eleştirin, insanları değil. Tolstoy'un dediği gibi, bir kişiliği değerlendirmenin hiçbir anlamı yoktur. İnsan değişir.
Sadece derinlerde nefes alabilen bir insanım, Çıkarma beni yüzeye, boğulurum..