1980 tarihli bir Resmi gazede yayınladı Sevme ve sevilme hakkı. Kimi hoyratça Kimi arsızca Ama öğrenilemedi doğruca… İnsanız sonuçta; sevmenin ve sevilmenin mütemmim cüzüyüz.
Geldiğim kadar ve sevdiğim kadarsın. Gittiğim kadar tükenmişliğim Ve gittiğim kadar yokluğun Bakan gözler, semaya açılan eller üstüme atılan toprak, ruhuma okunan dua ve sonrası fıstıklı helva…
Mutluluklarımızı yarıştırıyoruz kataraklı dünyalarımızda. Özlemlerimizi sergiliyoruz fakir ruhlarımızda. Sevdik, sevildik diyoruz kendi yalanlarımızda.
Bir şiir yazsam sana İçinde üç nokta ve bir nokta olsa. Sen virgüller koysan bize, Perçinlesen bizi ünlemlerle. Kütüphanelerde kadim eser, İbadethanelerde emir, Okullarda ders olsak. Bir annenin çocuğuna nasihati, Bir babanın çocuğuna öğüdü olsak. Sevmeyi bizden öğrense insanlar
Overlok çekerim kayıp ruhlara, Nakış işlerim yaralı kalplere. Sensizliği işlerim bedenime, Sen üzülme diye. Sonra giderim başka Kayıp ruhlara, Yaralı kalplere, Beni görüp de üzülme diye.
Gecenin karanlığı düşmüş, Gün aymaz olmuş. Uyuyamaz, uyanamaz olmuşuz. Soğuk duvarların küf kokusu Sarmış benliğimizi. Isınmaz derinlerimiz. Nefesimiz kesilmiş Bitmeyen, bitirilemeyen gecelerde Ve ışığı unutulmuş gündüzlerde
Kelimeler tükendi, sayfalar bitti. Romanlar yazılamadı, şiirler bitirilemedi. İnsanlar yitirildi, hayvanların nesli tükendi. Kuraklık, susuzluk baş gösterdi. Bir sen bende bitemedin, bir seni kapatamadım, bir seni koparamadım kendimden. Halim de yok esasında; Benmi ölsem acaba.