Ne gündüzü seviyorum ne de geceyi, seher vaktidir benim favorim. ne tam gecedir ne henüz gündüz. Arasat mı desem acaba? Sanki bir sınır çizgisi, ayağının birisi bir ülkede diğeri başka bir ülkede. İkisine de ait misin, yoksa hiç birine mi? Siyahla beyaz, doğru ve yanlış kadar bir birine zıt.
İnsanoğlu doğarken yalnız, hayatta kalabalıklar içinde yapayalnız. Çizilen hayat yolu onu nereye nasıl götürür bilinmez. Sırlar dünyası hayat yolunda onu alıp ileriye ,ufka yaklaştırır. Hedef ufuk olmasına ufuktur ama yol nasıldır bilene aşk olsun. Çileli hayat yolu bazıları için iyiye dönüverir.
Elindeki ateş, ruhta kıvılcım, Akıl ölçer her bir şeyi, kalp biçer Dünya ve sema ellerinin içinde, Gerçekle manayı vicdanda barıştırır
Her hece semaya açılan bir kapı Her kelime bir vuslat arayışı mı? İlim, aşkın sırra ermiş hâlidir; Sırlar konuşurken susar kalabalıklar
Közle yazıp, toprakla mühürleyelim Her kelime bir hararettir sustukça Yandıkça daha fazla serinler kelimeler, Ve şiir, kendi içindeki ocaklarda pişer
biri aklımda yol oldu, diğeri kalbimde sır. Bu mısralar bir üretim süreci değil, bir iç dökümüdür. Her dize, pasından arınmak isteyen nefsin örste şekillenişidir. Ve her suskunluk, körüklenen bir aşka işarettir.
Her kelime bir cevherdir; ama kimisi yüze vurmaz, derinde saklı kalır. Ben, o derine inmeyi seçtim. Demirin soğuk yüzünü tanıyan ellerle, gönlün ateşini teraziye vurdum. İnsanlığın ölçüsünde öğrendim sabrı, şiirin sessizliğinde tanıdım sızıyı. İkisini birbirine küstürmedim; devamı var