Yol ne kadar uzun olursa olsun dosta giden yol kısa gelir sevenlere. Yollar ne kadar zahmetli olursa olsun zahmet rahmetmiş gibi algılanır. Ah yollar ne çok kavuşmaya neden oldunuz, ne çok ayrılıkları gördünüz. "Yola yolladım seni yollar yormasın seni" ne güzel bir türküdür değil mi?
Gülmek ve ağlamak. Bir ipin iki ucu gibi. İpi çember şeklinde birleştirince iki uç tek noktada toplanır. demek ki ağlamak ve gülmek benzer tepkilermiş. Hepimiz biliriz ki çok fazla gülmenin sonunda gözlerden yaş gelir, sanki ağlamış gibi. Bu söylenenleri ispatlamıyor mu? Gül ama gerekirse ağlayabil.
Gerçek dostu ayırabilmek için ortada mutlak bir ölçü var mı? Riya, vıcık vıcık yağ çekmek, yalakalık, yüze gülmek ama içi kapkara olmak artık günümüzün rutinleri. Bir mikyas olmalı, bir ölçü bulmalı dostluğu ölçmek, gerçeğini ayırt etmek, edebilmek için. Hadi araştırmacılar işte size proje konusu.
Ne gündüzü seviyorum ne de geceyi, seher vaktidir benim favorim. ne tam gecedir ne henüz gündüz. Arasat mı desem acaba? Sanki bir sınır çizgisi, ayağının birisi bir ülkede diğeri başka bir ülkede. İkisine de ait misin, yoksa hiç birine mi? Siyahla beyaz, doğru ve yanlış kadar bir birine zıt.
İnsanoğlu doğarken yalnız, hayatta kalabalıklar içinde yapayalnız. Çizilen hayat yolu onu nereye nasıl götürür bilinmez. Sırlar dünyası hayat yolunda onu alıp ileriye ,ufka yaklaştırır. Hedef ufuk olmasına ufuktur ama yol nasıldır bilene aşk olsun. Çileli hayat yolu bazıları için iyiye dönüverir.
Elindeki ateş, ruhta kıvılcım, Akıl ölçer her bir şeyi, kalp biçer Dünya ve sema ellerinin içinde, Gerçekle manayı vicdanda barıştırır
Her hece semaya açılan bir kapı Her kelime bir vuslat arayışı mı? İlim, aşkın sırra ermiş hâlidir; Sırlar konuşurken susar kalabalıklar